Tūm zekâmizi, tüm duygularımızı, tüm tutkumuzu aynı seviyeye gelecek ya da zaten öyle olan şeyleri birbirinden ayrıştırma görevine harcarız, bu yüzden de hep pismanlıklarla kaçırılmış fırsatlarla, doğrulamalarla , onaylamalarla ve yakalanmış fırsatlarla doluyuz, gerçekte hiçbir şeyin dogrulandığı yokken ve her şey durmadan elimizden kayıp giderken...
Bazen verilenin verilmeyenle eş, sakındığımız ve uzak durduğumuz şeylerle tutunduğumuz ve yakaladığımız şeylerin özdeş olduğu duygusuna kapılırım, yasadıklarımızla hiç denemediklerimizin aynı oldugu duygusuna...
İnsanlar anlatırlar konușurlar, söylerler, kelimeler bedavadır ve bazen kendiliğinden pervasızca taşarlar insandan. Her fırsatta çıkarlar ağızdan, sarhoş olduğumuzda, öfkelendiğimizde, umutsuzluğa düștüğümüzde, canımıza tak ettiğinde, heyecanlandığımızda, aşık olduğumuzda, dile getirilmesi uygunsuz olduklarında ama biz bunu hesap edemedigimizde. Ve birine zarar verdiğimizde...