Kitabın kurgusu:
Kitabı yayınlanmak üzere olan bilim insanı Katherine Solomon konuşmacı olarak Prag'a panele davet edilir. Ancak kendisini bir anda hiç ummadığı şekilde olayların içerisinde
Açıkçası çok beklentim olmadan başlamıştım ancak güzel alıntılarla ve çok etkileyici, akıcı bir dile sahip zengin bir hikâyeyle karşılaştım. Kitapta genel anlamda içsel bir yolculuk anlatılıyor diyebilirim. Ancak bu hikâyeye o kadar güzel bir kurguyla yedirilmiş ki hiçbir nokta da sıkılmıyorsunuz, dozunda ve bunaltmayan bir dil hakim.
Yaptığımız seçimlerin sonuçlarının neler olabileceğini, hayatın nerelere sürükleyebileceğini, yer yer insan psikolojisinin derinlerine inen, zaaflarının kölesi olan insanların bencilleşme sürecine hikaye ilerledikçe tanıklık ediyoruz.
Bu kitap bence hayattan maddi şeyleri çıkarttığımızda geriye kalan neyse onu bize armağan ediyor diyebilirim.
Kısa ama etkileyici bir kitaptı.
Mutlaka okuyun çok güzel şeyler katacaktır.
Erasmus’un yazarı olduğu deliliğe övgü kitabında:
Tarihten ve mitolojiden pek çok kişiyi zaman zaman övüp, zaman zaman yeriyor. Psikolojik çözümlemeleri seven kişilere daha çekici geleceğini düşündüğüm kitabı farklı kılan yanı, “Deliliğin” ağzından anlatılıyor olması.
Benim açımdan kitabın en sevdiğim yanı insan yaşamında ki zıtlıklara bolca değinmesi oldu. Tanrıları, insanı, tarihi hemen her şeyi eleştirel bir bakış açısıyla ele alıyor.
Kitap ilk bölümlerde sıkça mitolojik karakterlere göndermeler yapıyor ancak benim gibi mitolojiye uzak duran ve pek aşina olmayan insanlar içinbu bölümlerin, kitabın bakış açısının verdiği genel tadı bir süre ikinci plana attığı söylenebilir.
Genel değerlendirme olarak çocukluğumuzdan yaşlılığımıza kadar olan dönemde deliliğin bizi nasıl bir bireye dönüştürdüğünü anlatıyor diyebiliriz. Yaşlılarla ilgili şunu söyler “Onlara el uzatmamış olsaydım, çocukluklarına geri götürmeseydim, yaşlılık çekilir miydi?”
En sevdiğim alıntısı;
“Alem benim hakkımda ne derse desin, en deliler arasında bile deliliğin kötü bir ünü olduğunu bilmez değilim; buna rağmen iddia ediyorum, ilahi gücüyle hem tanrıları hem de insanları neşelendiren tek varlık benim, sadece ben. DELİLİK.”
Kitap çok klasik şekilde şekilde köy köy gezen bir gezginin Yaşlı Fugui’yle tanışması sonrası başlıyor. Baş karakter Fugui zengin bir ailede dünyaya gelen ancak gençliğinde ailesinin tüm servetini
Çok güzel bi eser etkiledi gerçektende sürükleyici akıcı hiç bir yerinde sıkılmadan okudum. Sonlara doğru daha fazla dayanamadım gözlerim doldu. Kesinlikle tavsiye edilir.