Saçma konuşmadan kaçınmak kadar, kötü arkadaşlıktan kaçınmanın da önemli olduğunu söylemeliyim. Kötü arkadaşlık derken yalnız kötü niyetli, yıkıcı kişileri kastetmiyorum; kişi onlardan çevrelerini zehirledikleri ve can sıkıcı oldukları için kaçınmalıdır. Aynı zamanda kişi, bedenleri canlı olduğu halde ruhları ölü olan, düşünce ve konuşmaları sıkıcı olan, konuşacağı yerde gevezelik eden, düşüneceği yerde kalıplaşmış fikirlerden söz eden zombilerin arkadaşlığından da kaçınmalıdır.
Her şeyin yoğunlaşma becerisini engellemeye çalışıyor gibi göründüğü uygarlığımızda, yoğunlaşmayı uygulamak çok daha zordur. Yoğunlaşmayı öğrenmede atılacak en önemli adım, kişinin okumadan, radyo dinlemeden, sigara ve içki içmeden yalnız kalabilmeyi öğrenmesidir; bu beceri de sevme becerisi için bir koşuldur nokta bir insana salt kendi kendime yetemediğim için bağlıysam o kişi ancak bir can simidi olabilir. Aradaki bağın Sevgi ile hiçbir ilgisi yoktur. Mantığa aykırı görünse de yalnız kalabilme becerisi, sevme becerisinin koşuludur.
Çağdaş insan işlerini hızla yapmazsa bir şey -zaman- yitirdiği kanısındadır, fakat kazandığı o zamanla ne yapacağını bilemez, o zamanı öldürmekten başka yolu yoktur.
Her şeyden önce, bir sanatın uygulanmasında disipline gereksinim duyulur.
...Yoğunlaşmanın, bir sanatta ustalaşmak için gerekli olduğunu kanıtlamaya pek gerek yoktur.
... Üçüncü etken sabırdır. Bir sanatta ustalaşmış herkes, sanatta bir amaca ulaşmak için sabır gerektiğini bilir. Eğer kişi sonuca kısa yoldan ulaşmak isterse, asla bir sanat öğrenemez.
... Herhangi bir sanatı öğrenmenin son koşulu o sanatta ustalaşmaya karşı eksiksiz bir ilgi göstermektir. Eğer çırak için sanat en önemli şey değilse, öğrenmesi hiçbir zaman mümkün değildir. En sonunda sanata düşkün bir kişi olarak kalır, hiçbir zaman ustalaşamaz. Bu özellik diğer tüm sanatlar için olduğu gibi sevme sanatı içinde geçerlidir.
Bir sanatı öğrenmenin genel koşullarından bir noktaya daha değinmemiz gerekiyor. İnsan bir sanatı doğrudan değil, dolaylı öğrenir. Kişinin, o sanatı öğrenmeden önce birçok başka-genellikle alakası yokmuş gibi görünen-şeyleri öğrenmesi gerekir. Bir marangoz çırağı tahta rendelemeyi öğrenerek başlar, piyanist olacak öğrenci gam yapar, sen okçuluğu sanatının çırağı nefes çalışmasıyla başlar. Eğer biri bir sanatla ustalaşmak istiyorsa tüm yaşamını o sanatı adamalı, en azından yaşamının bütününün onunla ilişkisi olmalıdır.
İster marangozluk olsun, ister doktorluk, ister sevme sanatı; hangisini ele alırsak alalım, her sanatın uygulamasında bazı genel gereksinimler vardır. Her şeyden önce, bir sanatın uygulanmasında disipline gereksinim duyulur. Eğer ben bir şeyi salt "canım istiyor" diye yapıyorsam, benim için bu eğlenceli ve güzel bir uğraş olabilir. Ne var ki disiplinli bir şekilde çalışmadığım için o sanatta ustalaşabilmem olanaksızdır. Ancak sorun sadece belirli bir sanatın uygulanmasında disiplinli olmak (örneğin o sanatı her gün belirli bir süre uygulamak) değil, kişinin tüm hayatının disiplinli olmasıdır.