Bu dünyada ki en zor olan şeyler den birisi de bir insanı değiştirmek. Nasıl doğuyorsa nasıl büyüyorsa öyle devam ediyor insan. Birisini değiştirmek ve kendi düşüncelerimize uydurmak istiyoruz, ben gibi biz gibi olsun istiyoruz. Yani Kayısı ağacından elmalar da çıksın istiyoruz. Bu çok zor ama suçladığımız hep karşı taraf oluyor, yani değişmek istemeyen taraf. Aslında istesede değişemez o kayısı ve sen ondan özünü kökünü değişmesini istiyorsun. Belki 1-2 gün çabalar ama sonuç yine eski haline döner.
Değişemez.
Fark ettim ki değiştirmek başlı başına bir hata. Hem karşı tarafa zulüm hem de değiştirmeye çalışana zulüm. Kendi düşüncelerimize uymasını çabalıyoruz hepimiz, herkes düşünceme uysun herkes doğrusun desin diye çabalıyoruz.
Belki de buradaki hata biziz. Kayısı ağacından elma beklerken ki umutlarımız her sene bir insanı değiştirmeye çalışırken umutlarımıza benziyor. Ve sonra da "o değişmek istemiyor çabalamıyor" oluyor.
Artık öğrenme vakti de gelmişti belki de kayısıdan kayısı elmadan elma büyüyordu. Bir öz nasıl değişebilirdi ki ya ağacı kökünden söküp elma dikecekti ya da kabullenecekti, kökünden sökmekte o insanı o insan yapmazdı.
Bura da değişmekten kastımız onun özü değilde yaşam türevleridir. Yani elma ağacından çıkan kırmızı elmalar bizi tatmin etmedi ve sende değişebilecek en fazla alternatifi olan sarı ya da yeşil elmayı aşılayabilirsin ya da daha farklılık diyorsan aynı familyadan armutu aşılarsın. Değişim budur.
Değişim özünü değiştirmek değildir.
.
Elma ve kayısı örnektir sevgilerimle :))
Yoksa her ikiside sevdiğim meyvedir.