Emre

Emre
@__Emre__
28 okur puanı
Mart 2019 tarihinde katıldı
Gönülsüz halkın ve isteksiz eşrafın yanında Milli Mücadele'nin üçüncü dayanağı milliyetçi subaylar ve aydınlardır. Ancak onların da önemli bölümü Mustafa Kemal'in zorlamaları, oldu bittileri üzerine harekete katılmışlardı. Aralarında hilafetçiler, Amerikan mandacıları, dar bir açıdan ötesini göremeyen paşalar, Tanzimat Batıcılığının tipik örnekleri bol bol vardır. Mücadele, böylesine birlikten uzak bir kadroyla başlamış ve yürütülmüştür. Mustafa Kemal daha sonra etrafındakilerden yakınacak, "Benimle beraber yola çıkanlar,kendi görüş ufuklarının sonuna gelince, beni birer birer bıraktılar" diyecektir.
Reklam
Milli Mücadele başlarken, mücadelenin başarıya ulaşmaması için hemen her neden vardır. Ancak Atatürk gibi bir taktik dehası, çelişen çıkarları aynı yerde toplayacak fırsatları kullanmış, koşulların gerektirdiği tavizleri vermeyi bilmiştir. Adeta siyaset cambazlığı ile hocaları etrafına toplayabilmiş, davanın 'yabancıların elindeki zavallı halifeyi kurtarmak olduğuna' tutucu çevresini inandırmıştır. Aynı şekilde, Milli Mücadele'nin tek dış yardım kaynağı olan Sovyetler Birliği ile ilişkiler ustaca yürütülmüş, onların hoşuna gidecek birtakım sözler edilerek düzmece komünist partileri de kurulmuş, fakat Sovyet modelinin etkisinden dikkatle kaçınılmıştır.
Sayfa 229·Kitabı okudu
Büyüklerimizin Ağzına Yer Etmiş Gâvur Deyimi
Avrupa taklitçisi Osmanlıların çoğalıp güçlendikleri oranda yabancıların sömürüsü ve halkın yoksulluğu koyulaştı. Bu oluşum, halk kitlelerinin izleri günümüze dek uzanan bir tepkisine yol açtı. İthal edilen kültürün ekonomik fonksiyonunu sezemeyen halk, onun dış görüntüsüne düşman oldu; yaşam tarzını ve yaşayanları, savunucularını gâvurlukla niteledi. Tek sığınabileceği mercie,kendi geleneksel yaşantısına ve ancak öteki dünyada kavuşmayı hayal edebileceği bir mutluluğun tek ümit kaynağı olan dinine, büyük bir kıskançlıkla, şuursuzca, adeta Katolikçesine sarıldı.
Sayfa 207·Kitabı okudu
Yabancıların bu nüfuzu karşısında Osmanlı paşaları bir devletin yanına sığınmayı siyasi başarıları için tek çıkar yol görmektedirler. Reşit Paşa İngilizlerin, Ali Paşa Fransa'nın, Mahmut Nedim Paşa Çar'ın adamıdır. "Artık iktidara geçmek, Osmanlı devlet adamları ile elçiler arasında bir pazarlık konusu haline gelmiştir."
Saraydaki değerli malları da gözden çıkaran padişah, eritilecek madenlerle yeni para çıkarmak ve devlet ihtiyaçlarını bir oranda karşılamak umudundadır. Avrupa sanayi ihtilaline başlarken Geri Kalmış Türkiye'nin iyi niyetli devleti, zenginlerden de kıymetli madenleri toplamak için, 'kadın ziyneti ile altın ve gümüşlü silahdan maada altın ve gümüş eşyanın şer'an haram olduğuna dair Şeyh-ül İslam'dan şu fetvayı almaklameşguldür: "...vüzera ve ulema ve rical sairlerinin raht ve bisat ve harem ve selâmlıklarında olan zer ü simden mesnû olan her ne ki var ise taraflarından darbhane-i âmireye akçesiyle bey olunmak ve bu maslahat-ı din ve devlet için olmakla her kim ketm ü ihfa ve hilafına ictira eder ise Allahın ve Peygamberin lâneti üzerine olmak..."ve saire, ve saire...
Reklam