Uzun bir aradan sonra yeniden buradayım.
Bu dönüşe anlam yüklemek isteyenler için küçük bir not düşeyim: Ne bir ajandanın izini taşıyorum, ne de başkasının cümlelerinden ödünç alınmış bir gölgeyim. Fake değilim; yalnızca kendi sessizliğinden çıkıp gelen biriyim.
Kapısını bir zamanlar aşina olduğum bir yere yeniden uğradım. İnsan böyle zamanlarda büyük karşılamalar beklemiyor elbette; ama bir köşeden usulca söylenmiş bir "hoş geldin" sözüne de kayıtsız kalamıyor.
Neyse... Ben yine de buraya bıraktığım izlere selam vereyim.
Hoş buldum. 🌿
"Zevkler bir okul avlusundaki çocuklar gibi, kalbinin üzerinde o kadar tepinip durmuştu ki, orada hiçbir yeşillik bitmiyor ve oradan kim geçerse, çocuklardan daha sersem, onlar gibi adını duvara kazımayı bile akıl edemiyordu. "
"Onun sandığına göre aşk, şimşek parıltıları ve gök gürültüleri ile kendini birdenbire gösterir, göklerden düşüp hayatı altüst eden, iradelerimizi birer yaprak gibi söken, bütün kalbi uçuruma sürükleyen bir kasırgaya benzerdi. Bilmiyordu ki, evlerin taraçalarında oluklar tıkalı ise, hafif yağmurdan da göller hasıl olur…"