“Ben yoksulluğumla övünüyorum.
Para-pul, mal-mülk, baştaki külâh gibidir.
Külâhı ise ancak keller takar.
Zengin; gırtlağına kadar kusura gömülmüş kişiye denir. Kusurlarını parası örter.
Fakirliği hor görme. Allah benden uzak kılsın, kimsenin malında gözüm yok. Yüreğimde kanaat zenginiyim ben.”
“Ey genç insan!
Yaşlıya, yoksula yardım eli uzat.
“Elimi tutun” diyerek başkasına el uzatma.
Allah, başkasının mutluluğu için çalışanın yardımcısıdır.
Allah’ın kullarına iyilikte bulunan, iki cihanda da iyilik görür.”
İnsan, sevdiği her şeyden uzağa gitmeye hazırlanınca gördüğü en ufak ayrıntıyı hafızasına yerleştirme isteği duyuyormuş.
Gurbet, insanın yüreğinde usulca oluşan bir boşlukmuş meğer.
Bazen bir taşı, bir karış toprağı bile hatırlamaya çalışıp o boşluğu tamamlamaya çalışmakmış.