"Dostum! Bu sizin yazılarda bir hal var. Çok dikkat ediyorum, ilk bakışta sade bir renk, geometrik bir sessizlik, baktıkça harekete geçiyor, canlanıyor, cilveleniyor. Önce bir tatlı bakış, arkasından yavaş yavaş içe süzülen canlı bir akış, sessiz bir armoni içinde ruhu oynatan metafizik bir musiki var. Lakin ondaki ahengi kulaklar duymuyor, içler dinliyor. Dinledikçe bir başka âleme yükseliyor. Bakarken ne oluyor anlamıyorum, içimi içine çeken büyüleyici bir çehre, bir güzellik denizi, sevimli titreşimlerle gönlümü ferahlatan bir hava, derken bir melek sesi ve nefesi kadar gizli ve ılık bir okşayiş ve sarılış içinde kalıyorum.O, ben ; ben o oluyoruz gibi bir şeyler oluyor. Sizde böyle şeyler olur mu?"
( Mahmut Bedreddin Yazır 'a Macaristanlı ressam ve subay bir arkadaşının Sultan Ahmet Camii' ndeki Melekpaşazade Ali Haydar Bey merhumun ta'lik celisi "el-Kâsibu Habibullah" levhası önünde söyledikleri)