Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
-Sus Olric! Düşünüyorum.
-Düşünmek ne haddinize efendimiz? -Descartes düşündükçe var oluyordu. Olric.
-Descartes düşündükçe var olur, siz düşündükçe yok olursunuz efendimiz.
Gün geçtikçe artıyor yokluğunun acısı. Düşüncelerimin sızısı dinmek bilmedi.Ben alışamadım, kabullenemedim gidişini. Unutmaya çalıştım-yalnızca bu kederden kurtulmak için- ki başaramadım da. Ben hala seninleyim seni unutamam meleğim.
Günler geçiyor ve bitmek bilmeyen bir ağrı ile başbaşayım. Sanki ruhum bedenimden ayrılıyor her geçen gün. Artık olduğum yere ait hissedemiyorum kendimi. Deniz kenarında bir kaktüs misâli ,olduramıyorum. Bir şeylerin yoluna girmesini beklemiyorum da artık. Çünkü biliyorum beklenen olmaz, beklenen gelmez. Ben beklememeyi, yoluma devam etmeyi çoktan öğrendim. Ancak hala öğrenemediğim bir şey var ki; Meçhul'e sürüklenen bu yolculukta nasıl bulurum yerimi, yurdumu ve hatta kendimi...
Yaşamın serüveninde; sonbaharda bir yaprak misali savrulurken, gelgitlerin son bulmayışları ve anlatma arzusuyla dolu bir ağrı. Kimsenin görmediklerini gören gözler kör mü olmalı, lâl mı olmalıydı insan.