Nora kendini kabullenmekte başından beri zorlanmıştı. Kendini yetersiz hissetmediği bir zamanı hatırlamıyordu. Annesiyle babası da
güvensiz insanlar oldukları için, bu hissi körüklemişlerdi.Bu kez kendini bütünüyle kabullenmenin nasıl bir şey olacağını hayal etti. Yaptığı bütün hataları. Vücudundaki bütün lekelerle izleri. Ulaşamadığı bütün hayalleri ve bütün acılarını. Bastırdığı bütün arzu ve istekleri.Her şeyi kabullendiğini hayal etti. Doğayı kabullendiği gibi. Bir buzulu, kutup martısını, denizde sıçrayan bir balinayı kabullendiği gibi.Kendini doğadaki muhteşem garipliklerden biri olarak gördüğünü hayal etti. Elinden geleni yapan duyarlı bir hayvan gibi.Böyle böyle, özgür olmanın nasıl bir şey olduğunu hayal etti.
"Direnme gücüne sahip olanlar başkalarından farklı değildir, diyordu Nora. "Aradaki tek fark, onların aklında belli bir hedef olması ve o hedefe ulaşmaya kararlı olmalarıdır. Direnme gücü, dikkatimizin kolayca dağılabildiği bir hayatta odağımızı koruyabilme yeteneğidir. Bedenimiz ve zihnimiz sınıra dayandığında bile yaptığımız
işe yoğunlaşmayı sürdürmek, dikkatimizi dağıtmadan, etrafa bakıp birilerinin bizi geçebileceğinden endişe etmeden kendi kulvarımızda yüzmeyi sürdürebilmektir..."
-Bir şeyler yapacak halimin olduğu hayatı denemek istiyorum. Hangisi o ?
- bunu senin bana söylemen gerekmiyor mu ? Ben yalnızca kütüphaneciyim maalesef.
-Kütüphaneciler bilgili olur. İnsanı doğru kitaplara yönlendirirler. Doğru diyarlara. En iyi yerleri onlar bulur. Ruh kazanmış arama motorları gibi .
-Kesinlikle. Ama senin de neleri sevdiğini bilmen gerekir. O mecazi arama çubuğuna ne yazacağını bilmen gerekir.Bazen bunu netleştirmek için önceden birkaç şeyi de denemen gerekir..
-Buna gücüm yok. Yapmak istediğimden bile emin değilim.
-öğrenmenin tek yolu yaşamaktır..
...
...
- pekâlâ dedi Nora ."Başarılı olduğum bir hayatı istiyorum ".