"Evet," dedi Nora, bu kez bağırır gibi. "Belki de halim yoktu. Belki hiçbir hayatımda halim yoktu. Yani, belki de ben böyle biriyimdir. Bir denizyıldızı bütün hayatlarda denizyıldızıdır. Denizyıldızının uzay mühendisi olduğu bir hayat yoktur. Belki benim de hiçbir hayatımda bir şey yapacak halim yoktur."
Balıklar insanlara çoğumuzun zannettiğinden daha çok benziyordu.Balıklar da depresyona giriyordu.Balıklar uyaranlardan yoksun kaldıklarında depresyona giriyordu. Her şeyden yoksun kaldıklarında. Hiçbir şeye benzemeyen bir akvaryumun içinde kapalı kaldıklarında.
Nora'nın üzüntüsü depresyon ve kaygıyla, hayatının kendi kontrolünden çıktığı hissiyle birleşmişti. Evlilik fikri bu karmakarışık duygularla öylesine bütünleşmişti ki kendini tren raylarına bağlanmış, ipleri ancak evlilikten cayarak gevşetip özgür kalabilecekmiş gibi
hissetmeye başlamıştı.
Anlaşılan,Nora doğru dürüst ölmeyi bile beceremiyordu.
Tanıdık bir histi bu.Hemen her bakımdan yetersiz olma hissi.Tamamlanmamış bir insan yapbozu. Yetersiz bir hayat ve yetersiz bir ölüm.