"Siyah gül dünyada sadece Halfeti'de yetişen bir güldür.Halfeti'ye gelen çoğu insan bu gülü alıp kendi yaşadıkları yere götürürler ama o zaman bu gül gittiği yerde kırmızı açar.Halfeti topraklarının ve ikliminin hikmeti sırdır, kimse bilmez. Peki, bu siyah gülün hikâyesi nedir? Ben çocukken bana da dedemin anlattığı masalı anlatacağım size.Fırat'ın kırk pınarlı bir yerden doğduğu söylenir. Hıristiyanlar Fırat'ın cennette akan dört nehirden biri olduğuna inanır. Bu cennet nehrinde senede bir defa âb-ı hayat suyu akarmış. Bu suyun akmasıyla karada yaşayan Hızır ile suda yaşayan İlyas'ın buluştuğuna, o gece suya girenlerin hastalıklardan
kurtulacaklarına ve şifa bulacaklarına inanılır. Benim anlatacağım siyah gül hikâyesi ölümsüz bir aşk hikâyesidir. Sonunda âb-ı hayat suyunun sırrına karışan iki âşığın hikâyesidir...Eski zamanlarda Halfeti'de gül yetiştiren Vartuhi adlı bir Ermeni kız varmış. Herkes ona Gülkız dermiş. Bahçesinde
birbirinden renkli güller yetiştirirmiş. Bülbülün güle sevdalanması gibi o da güllere sevdalı, kalbi tertemiz, güzeller güzeli bir kızmış. Bahçesinde yetiştirdiği güller gibi kokarmış.Gülkız'ın tebessümü, onu gören herkese huzur verirmiş.
Gülüşüne dünyanın tüm güzelliklerini sığdırırmış.
Gülkız'ın babası Onnik, Halfeti'de meşhur bir duvar ustasıymış. Fazla celalli ve huysuz olsa da işinin ehli bir adammış.Taş evlerdeki ustalığı dillere destanmış. Halfeti ve civarındaki evlerin çoğu Onnik Usta'nın elinden çıkmış. Günlerden bir gün Onnik Usta çalışırken yanına Halil adında yetenekli, çalışkan ve bir o kadar da yakışıklı birisi gelmiş. Halil, Ustam eğer çırak arıyorsan ben senin yanında arı gibi çalışırım,çok para da istemem,' demiş. Onnik Usta'nın hoşuna gitmiş Halil'in bu cesur hareketi. Yanında çalıştırdığı iki kişi varmış ama elinde çok iş