Sıfır Noktasındaki Kadın, insanın kendi varoluşunu sorgulamasını ve hayata yabancılaşmasını ustaca işliyor. Baş karakter, çevresindeki insanlardan kopuk, kendi iç dünyasında sürekli bir çatışma yaşıyor; aşk, ihanet ve aidiyet duygusu arasında gidip geliyor. Kitapta kadının, özellikle ilişkilerinde sürekli bir boşluk ve tatminsizlik hissetmesi, onun adeta “sıfır noktası”nda olmasını simgeliyor. Anlatım dili sade ama her cümlenin altında felsefi bir yoğunluk var; okudukça karakterin yalnızlığını ve kendi içsel çalkantılarını iliklerine kadar hissediyorsun. Benim için, hem rahatsız edici hem de düşündürücü bir roman oldu; karakterin kırılganlığı ve hayata dair sorgulamaları uzun süre akıldan çıkmıyor.