Bende hiç tükenmez bir hayat vardı,
Kırlara yayılan ilkbahar gibi.
Kalbim her dakika hızla çarpardı,
Göğsümün içinde ateş var gibi.
Bazı nur içinde, bazı sisteydim,
Bazı beni seven bir göğüsteydim,
Kâh el üstündeydim, kâh hapisteydim,
Her yere sokulan bir rüzgâr gibi.
Aşkım iki günlük iptilâlardı,
Hayatım tükenmez maceralardı,
İçimde binlerce istekler vardı,
Bir şair, yahut bir hükümdar gibi.
Hissedince sana vurulduğumu,
Anladım ne kadar yorulduğumu,
Sâkinleştiğimi, durulduğumu,
Denize dökülen bir pınar gibi.
Şimdi şiir bence senin yüzündür,
Şimdi benim tahtım senin dizindir.
Sevgilim, saadet ikimizindir,
Göklerden gelen bir yadigâr gibi.
Sözün şiirlerin mükemmelidir,
Senden başkasını seven delidir.
Yüzün çiçeklerin en güzelidir,
Gözlerin bilinmez bir diyar gibi.
Sevda sınavını kaybettin kıştan
Yazıma erinme yıkıl karşımdan
Daha haberin yok, kabuktan dıştan
Özüme bürünme yıkıl karşımdan
Bülbül sandım, karga çıktın bilmedim
Kılavuzum sen oldukça gülmedim
Bir gaflet anında sevgilim dedim
Sözüme barınma yıkıl karşımdan
Yok, derdin üstüne derdi yığma yok
Gökte güneş olsam, sana doğma yok
Sen sultan ben köle, öyle yağma yok
Gözüme görünme yıkıl karşımdan!
Serdar Tuncer
Etrafa yağmur gibi âyet âyet öğüt yağsa bile almak istemeyenlerin, ilgi duymayanların, niyetine girmeyenlerin, hevesi olmayanların önüne kapanan bir dünya bu!
Yaratıcısına değer vermemiş, hayatında O'nu hep arkaya atmış, göz ardı etmiş, umursamamış; kendisine hayat bahşeden Zat ile ilişkisini barışık tutmak ve O'nu sevip saymak için gayret etmemiş; dolayısıyla da böyle bir farkındalıktan uzaklaşmış kimselere Cenâb-ı Hak kendilerini unutturuyor.
Ahiret var mı? diye sorsanız çoğu insan ahiretin varlığını reddetmez ama “ahiretin varlığının hayatımıza bir tesiri var mı?” diye baksak pek bir yansıması da görülmez.