Egosal düşünme ile ilmi düşüncenin arasında incecik bir çizgi vardır. Duygu, ânı kurtarır ve "ben" odaklıdır, egoyla bağlantılıdır.
Lakin bilinç, doğruyu bilir ve ruhla bağlantılıdır. Allahû Teâlâ, Hz. Adem'e her şeyi öğrettiğini söylemiştir. Dolayısıyla bizler de aslında biliriz fakat kendimize dinletemeyiz.
Düşünce; karşınıza bir denklem çıkartıyorsa, size bir şey öğretiyorsa, sizi bir sonuca götürüyorsa, size ders veriyor ve sizi harekete geçiriyorsa faydalıdır. Bu etkenler olmadığında düşünce, egosal sisteme tabi olur ve yanlış düşünceler ister istemez kişiyi zehirlemeye başlar.
Ego sisteminde açlık olması gerekir. Diğer bir deyişle bir şeyin gerçekleşmesi ve yol alabilmek için öncelikle "açlığın" varlığı gerekmektedir..
Tokluk hali insana yapmayacağı şeyleri yaptırır ve bunu da normal gösterir. Kişi, "Niye çalışayım ki, niye öğreneyim ki, niye evleneyim ki..?" şeklinde düşünmeye başlar; çünkü açlığı yoktur. Ego, açlık olmadığı zaman size istekleriniz yönünde, açlık olduğu zaman ise ihtiyaçlarınız yönünde harekete geçirir. Bu yüzden bir şeyin istek mi, ihtiyaç mı olduğuna karar vermeniz ve ona göre davranmanız çok önemlidir. İhtiyaç, yaşamda sizi uygun tutacak tüm gerekliliklerdir..