Yine Fatih Kürsüsünde isimli bölümde cehaletin ülkeyi nasıl felaketlere sürüklediğini dile getirir:
Felâketin başı, hiç şüphe yok, cehâletimiz;
Bu derde çâre bulunmaz -ne olsa- mektebsiz;
Ne Kürd elifbayı sökmüş, ne Türk okur, ne Arab;
Ne Çerkes'in, ne Lâz'ın var, bakın, elinde kitâb!
Hülâsa milletin efrâdı bilgiden mahrûm.
Unutmayın şunu lâkin:
"Zaman: Zamân-ı Ulûm!"
Kalabalıklar arasında,
Cenettimdir: Sahaf.
Sözlerinizin boşluğunda,
İçimi dolduran refah.
Eskilerdendir ruhum,
Kafam biraz ihtiyar.
Bu ihtiyara iyi gelir,
Kokusu cennet kitaplar.
Ve sahaflar arasında,
Güneşim doğar,
Ay çıkar,
Yıldız parlar.
Tek göktür orası bana,
Hayatım susar,
Hayalim başlar.
Hem Kur'an'ı okumanın faydası, yalnız hâfız olmak ve dünyada onunla bir makam kazanmak, bir maaş almak değil belki her bir harfi, hiç olmazsa on hayrından tâ yüze, tâ binlere kadar cennet meyvelerini, âhiret faydalarını vermesini düşünüp ve ebedî hayatın rahatını ve saadetini temin etmek niyetiyle okumak lâzımdır.
(Emirdağ Lâhikası 1 238.sh - Risale-i Nur)
"Yeryüzündeki ağaçlar kalem olsaydı, okyanuslara yedi okyanus eklenseydi ve hepsi mürekkep olsaydı yine de Allah'ın sözleri tükenmezdi. Allah azîzdir, hakîmdir." -Lokman sûresi