Scoud

30, 40 yıldır dil ve edebiyat üstatlarımız, dil ve edebiyat dergilerinde "kelime" mi "sözcük" mü gibi çatışmaları sürdürdüler. Halbuki Türkçe'nin karşısındaki asıl tehlike İngilizce ile eğitimin gitgide hızlandırdığı İngilizce istilâsı idi.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bu konuda rahmetli Prof. Abdullah Kızılırmak ve Dr. Aydın Koksal gibi bilim ve Türk dili kahramanlarını şükranla analım. 1960'larda Abdullah Bey Ege'de Avrupa çapındaki rasathanesi ve öğrencileri ile gökbilim yaparken bir yandan da Türkçe fen dergisini çıkarıyordu. TDK ile "Gökbilim Terimleri Sözlüğü" nü yayınladı. Aydın Bey ise, Türkiye'de ilk Bilgi İşlem Merkezleri kurulurken, arkadaşlan ile "yazılım" "bilişim" gibi güzel terimleri dilimize kazandırdı. Hâlen "Bilgisayar" terimi yerleşmişken, yabancı dille gördükleri eğitimin yarattığı bilinçsizlik ve sevgisizlikle "komputer" diye yazanlan ayıplamak gerekir. Haydi ayıplamayalım da, kendilerini ikaz edelim.
Sayfa 37
Teknoloji
Sözün kısası, "Osmanlıca'dır, diye "hikmet", "rahmet" gibi sözcükleri atmak çok şey kaybetmemize yol açar. Halbuki biz kendi insanlık hasletlerimizi korumakla kalmayıp bu zavallı batıya da onları öğretmeliyiz. Hele Türk dilinin unutturulup, ulusumuzun Anglolaştırılması oyununa kurban gidersek, gençlerimiz yabana dilde, misyoner tipi okullarda yetişmeğe devam ederse gönül gibi sözcüklerle birlikte gönlümüz de gider.
Üstelik unutmayalım ki, İbn-i Sina, Gazali gibi büyük ve batıya bilimi öğretmiş olan gerçek â- limlere göre gerçek bilim adamı, fenci ise, hekim ise, yalnız bu dış dünya bilimlerinde de ğil, aynı oranda iç aleminin, gönlün de bilimlerinde yetişmiş olmalıdır. Batılı bu konuda geri kalmıştır. Gönül gibi kelimelerin batı dillerinde karşılığı yoktur. Çünkü batıda böyle kavramlar hâlâ yoktur. Derin, eski kültürleri olan Asya milletlerinde vardır. Batı bu eksikliğin acısını bugün bol bol çekiyor. Sanayide ilerlemiş, madden zenginleşmiş olmalarına rağmen batının insanları ve toplumları huzursuzluk, mutsuzluk içindedirler.
Bunun sonu, çok değil bir iki nesil sonra Türkçe'ye "bye bye" demek olacaktır. Bu, Türkçe'ye, Türk tarihine, Türk egemenli ğine, Türk Dünyasına, Müslüman ülkeler önderliği emellerine, Türk'ün dünya üzerindeki haysiyetine "bye-bye" demektir. Beyler! Havai'den ibret alalım. Türkçe'yi, dolayısıyla Türk'ün geleceğini satanlar torunlarının mirasyedi olarak refah içinde yaşayacaklarını zannedip sevinmesinler. Havai milletini Amerikan misyonerlerine satan yerli asilzade, hatta prenseslerin torunları bugün Havai'de hamallık yapıyor. Gidip görünüz. Batılıda -hele Amerikalı ve İngiliz'de- emlâk merakı çoktur. Bir fırsat buldu mu, kimseye bırakmaz.