bütün yaratılmış alemler bir zarureden bir seyyareye -gezegen-kadar hep o. Şu halde de, bu varlık manzûmesinden bir zerreye hürmetsizlik, aşka hürmetsizlik olmaz mı?
Madde, mananın kapısıdır; fakat biz onu açacak anahtarı kaybolmuş zannediyoruz. Madde, mananın kaftanıdır; fakat biz bu elbisenin içindeki güzel vücudu göremiyoruz.
Madde yoldur; mana hedeftir; biz hedefe teveccüh etmediğimiz için bütün kazancımız sonsuz bir yorgunluktan ibâret kalıyor.
Madde, bir perde gibi sıyrılmadıkça, manaya engeldir; sırasında bir bulut parçasının azametli güneş kapadığı gibi.
Fakat mana, madde yolundaki ilerlemelerimize mâni olmaz; bir filin bir kedi ile güreşmeye tenezzül etmediği gibi.
Madde, güzel şeydir ve maddeyi güzel, faydalı, lüzumlu bulmak ta tabiîdir. Ancak az evvel söylediğiniz gibi, zarfın gayesi mazrûfa(asıl,öz) malik olmaktır. İnsan, güzelliğe, asalete, zenginliğe, şerefe, hatta bilgi ve hünere de malik olsa, mana ile dirilmedikçe bir heykelden ibarettir