bz.afeyza

bz.afeyza
@___0__
Vallahi O Güldüğü zaman güneş bile gölgede kalıyordu ~Hazreti Ömer
ilim, madde çemberini aşıp vicdaniyet hududuna sıçramadıkça esaretten başka bir şey değildir.
Sayfa 58
Reklam
bakıyorum da dünyada her mevcut, bir kelime.. ağaç, dediğimiz zaman anladığımız mana başka, çiçek dediğimiz zaman anladığımız mana başka, masa, iskemle, soba, hâsılı her kelimenin delalet ettiği ayrı bir mana var. insanlar ve bütün mevcudat da böyle... her insanın, her mevcudun kelimesine ayrı ayrı manalar yerleştirilmiş. Her varlık ve her insan bir çeşit manaya delalet eden kelimeler... Ve bütün bu kelimeler bir araya getirilince ölümsüz bir eser meydana çıkıyor. Fakat nasıl ki ümmi kimseler için, değil yüksek eserler, alfabe bile hiçbir şey söylemezse, mana lisânının cahilleri için de kainat kitabını okumak aynı derecede imkansızdır. Bizi bu fasih lisanı öğrenmekten, bu şâheserin acemisi olmaktan kurtarmayan yaman bir derdimiz, müzmin, bulaşık bir hastalığımız var
Sayfa 57
O bizim ayağımıza çelme takan bahaneler. Bahaneler olması insan konuşacak dedikodu bulamayacak. Bütün basit esasları dallandırıp budaklandıran da bahanelerden başka nedir? Niçin onları görüyor da, hareket ettiren ve tasarruf eyleyen manayı görmüyoruz? Görmüyoruz, zira bahanelerin kalın ve kesif örtüsü, mananın ince ve renksiz varlığına perde oluyor. Hatta bir denizin üstünde dalgaları ve köpüğü hâsıl eden rüzgarı bile görmüyoruz. İşte ezeli buyruk da, varlık denizini çalkalamakta ve köpürtmektedir. Fakat onu gören yok.
Sayfa 56
Vali, terbiyesizi mahcup etmeliydin! diyor. -Onun hicap verici hareketi kendisine yeter, zavallıyı bir de ben mi mahcup edeceğim?
Sayfa 54
İtiraf ederim ki ondan zevk alacağım anlar olabilir. Fakat âna mahsus sevgilerden istifade değil, hatta onlara zevk denilmesine bile tahammülüm yok. Bu tıpkı, damlaya deniz demeye benziyor. Gerçi ikisi de aynı cinsten şeyler; fakat birinin içinde yüzülür, gezilir, öteki ise bir kıvılcımı bile söndüremez
Sayfa 51
Reklam