Bilgi Yolcusu

Bilgi Yolcusu
@___AYSEGUL__
Her kitapta biraz kendini, her cümlede biraz insanı arayan biri. Belirsizliğe değil, anlamın izine inanır.
Bizleri korkutan şeyler baskılayacak şeylerden daha çoktur ve bizler gerçeklikten ziyade düşüncelerden acı çekeriz. … Çocuklar sıklıkla kendilerine bir zarar verdiklerinde acıya ağlamazlar; daha ziyade ne zaman ki birisi onları rahatlatmaya gelir o zaman ağlamaya başlarlar çünkü bu onların acılarını düşünmelerine vesile olur.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
insan, akıl avantajndan en yüksek derecede istifade eder ve şu andan bağımsız olarak ne geçici zevki veya acıyı seçer ne de bunlardan kaçınır, fakat bu ikisinin sonuçları hakkında düşünür. Tamamen anlamsız davranışları bir kenara koyduğumuzda, bizleri çoğunlukla șu ânın tesirleri değil soyut ve düşünülmüş güdüler belirler. Bu nedenle, anlık olarak tekil yokluklar bizim için oldukça kolayken her vazgeçme çok zordur; çünkü "yokluk" sadece geçip giden "şimdi" ile alakalıyken, "vazgeçiş" geleceği ilgilendirmekte ve dolayısıyla da -bununla aynı anlama gelen- sayısız yokluğu kendi içinde barındırmaktadır.
Pişmanlık mı? Vicdan azabı mı? Çok net tanımlama..
Geçmiş eylem için duyulan vicdan azabı pişmanlık değildir. Bu, daha ziyade kişinin bizatihi kendisinin, yani istemenin idrakinden duyduğu ızdıraptır. Vicdan azabı kişinin tam da aynı istemeye hala sahip oluşuna dayanmaktadır. Eğer isteme değişebilir olsaydı vicdan azabı da salt pişmanlığa dönüşüp ortadan kalkardı çünkü geçmiş, artık pişmanlık duyan kişinin istemesinin dışavurumu olmadığından geçmiş daha öte azap da uyandırmayacaktı.
…başlangıçta hepimiz masumuzdur.
İsteme değişmemekle birlikte idrakin davranış üzerindeki bu büyük etki gücü sayesinde karakterin gelişimi ve ayırt edici yönleri yavaş yavaş ortaya çıkar. İşte bu nedenle karakter hayatın çeşitli yaşlarında farklı görünür; tutkulu ve çılgın bir gencin, olgun ve ölçülü bir adama dönüşmesi mümkündür. Bilhassa bir insanın karakterindeki herhangi bir kötülük yaşla daha güçlü bir şekilde ortaya çıkar; bazen de gençlerde görülen tutku, sonraları gönüllü bir şekilde kısıtlanır çünkü çelişen güdüler idrake ancak girmişlerdir. Dolayısıyla başlangıçta hepimiz masumuzdur.
İnsanın esasen ve gerçekten istediği, en iç özünün çabalamaları ve buna uygun olarak takip ettiği amaç dışarıdan bir etki ile, öğretilerle asla değiştirilemez. Zira aksi takdirde, bu kişiyi sil baştan yaratabilirdik.