"Bu gecenin karları, rüzgarları içinde, şimdi bir bülbül sesi işitseniz, rüzgarların iniltilerini susturan bir ilkbahar bülbülü, bir gül bahçesi bülbülü sesi... Nasıl olursunuz, ne duyarsınız? İşte, ben de öyle oldum. Seniha'nın kapısının köşesine düşen gölgesine dudaklarımı koydum. Hıçkırıklarımı zaptederek, bu gölgeyi öpmeye başladım."
"Bir erkek çehresine ehemmiyet vermediğimi demin de söylemiştim. Siz, bir kadını, sade mânevi güzelliği için sevmek kudretini kendinizde bulmuyor musunuz..."
"Harabelerin rutubetli yerlerinde, renkli su damlalarından terekkübetmiş gibi görünen bir nevi yeşil çiçekler açar. Onlar, şafakla doğarlar, biraz sonra, bir damla su gibi akarlar, kaybolurlar. Bu harabe çiçeklerinin talihleri, insanın talihine benzer: Doğarlar, ağlarlar, ölürler."
"- Sonra; ben sizinle ne konuşabilirim?.. Okumuş yazmış değilim ki, söz bileyim!..
- Yok matmazel!.. Biz çok iyi konuşabiliriz. Okuyup yazmanın ilerisi, insanları birbirlerinden ayırmaktan başka bir şeye yaramaz. Elverir ki, insanın gönlü güzel olsun. Birbirimize söyleyecek söz bulabiliriz."