"Belki de yalnızca onu elde etmek için değil, aynı zamanda onun yarattığı tehlikeleri de ortadan kaldırmak için çok ilkel ve basit bir duygu yeterliydi. Âşık olmak yetecekti. Ama bu denli basit bir şey kimsenin aklına ve yüreğine düşmüyordu."
"Kendisine son kertede bir an olsun başkaldırmak hakkını tanımak istiyordu. Kaç kez niyetlenip ertelediği bu özlemi gerçekleştirmek, her şeye sıçıp batırmak, koca bir yüzyıl boyunca tatsızlık olmasın diye yuttuğu bütün ağır sözleri, sövgüleri sayıp dökmek, içini boşaltmak için yanıyor tutuşuyordu.
'Bok!' diye bağırdı.
Çocuğun giysilerini sandığa koymak üzere olan Amaranta, annesini akrep soktuğunu sandı.
Telaşla, 'Nerede?'diye sordu.
'Ne?'
Amaranta, 'Böcek,' dedi.
Ursula parmağını yüreğine bastırdı.
'Burada,' dedi."
"... ışığa tutulan kağıdın arkasındaki yazılar nasıl tersinden okuyabilirse zamanın ışığında da geleceği okuma olanağının bulunduğundan, kehanetlerin kendilerini yok etmesinler diye çözülmeleri gerektiğinden, Nostradamus'un yüzyılları'ndan, Aziz Milanus'un Cantabria'nın yok oluşunu önceden haber verişinden söz etti."
"Yine de doğduğu köye dönerken bu yazılarla dolu üç sandığı yanında götürmekten hiçbir güç onu alıkoyamadı. Sandıkları yük vagonuna atmak isteyen tren kondüktörlerine yakası açılmadık küfürler yağdırdıktan sonra sandıkları yanına alıp yolcu vagonu yerleştirmeyi başardı. Ve 'İnsanlar birinci mevkide giderken, edebiyat yük katarına atılırsa, dünyanın anası bellenmiş demektir.'dedi."