"Bol geceliğin altında çırılçıplak olduğu açıkça belliydi ve düzgün kafasını usturaya vurdurmasının bir meydan okuma olmadığını, serinlemek için eteklerini sıyırıp bacaklarını açmasının baştan çıkarma amacı taşımadığını, yemekten sonra parmaklarını yalayıp emmesinin salt kendisi hoşlandığı için yapılan bir davranış olduğunu kimselere anlatmanın olanağı yoktu."
"Kadınların korselerle, iç eteklikleriyle kendilerine neden eziyet ettiklerini bir türlü aklı almıyordu. Bu yüzden, kendine bol bir cüppe dikerek giysi sorununu çözümledi. Böylelikle, ev içinde en uygun kılık olarak gördüğü çıplaklık duygusu da zedelenmemiş oluyor, bol cüppenin altında kendisini çıplakmış gibi hissediyordu. Kalçalarına inen saçlarını kessin, taraklarla, kırmızı kurdeleli örgülerle başının üzerinde toplasın diye öylesine başının etini yediler ki, sonunda saçını kökünden kazıttı ve kestiği saçtan, ermiş heykellerine peruklar yaptı. Bu onun herşeyi basitleştirme içgüdüsünün şaşılacak bir sonucu oluyordu. Rahat etmek için modayı ne denli bir yana iterse, içinden geldiğince davranmak için töreleri ne denli hiçe sayarsa, inanılmaz güzelliği o denli göze çarpıyor, o denli baştan çıkarıcı oluyordu.
"Çünkü yalnızlık, anılarını ayıklamış, yaşamın yüreğinde biriktirdiği özlem dolu süprüntüleri yakmış, geriye en acı anıları bırakarak onları arıtmış büyütmüş, sonsuzlaştırmıştı."