Aslında sürekli kendimle çelişiyorum, bir buna doğru diyorum, bir ötekine, bir an bir parçacık zarafetin peşindeymişim gibi geliyor, sonra bir bakmışım her şeyin içindeyim, hiçbir şeyin içindeyim, her yerde kendime rastlıyorum ve hiçbir yerde kendime rastlamıyorum.
“Ben o adamların yanına oturamam” dedi Halil, çenesinin ucuyla nöbetçileri işaret ederek.
“Onlarla oturup muhabbet edersem, avluda gezinip duran şu adamcağızın yüzüne bakamam.”
“Nedenmiş o?” diye sordu gençlerden biri.
“Bakamam işte” dedi Halil sertçe.
“Hem bunların hem de o adamın yüzüne, sanki hiçbir şey olmamış gibi aynı ifadeyle bakamam. Bunu yapacak olursam, o zaman da aynada kendi yüzüme bakamam.”