Anladım ki, birisi bizi küçük gördüğü, aşağıladığı ,bize uşak gibi davrandığı zaman, ona bağlanır, ardını bırakmaz, elinden tutar ve büyülenmiş gibi onu yürekten kutsarız. Acaba bu insanlar arasındaki kardeşlik duygusunun içimize doğması, aşağılanma ihtiyacımızın (doğa ya karşı) bir çeşit tanınması mıdır?
Bir şeye inanmak demek, biz öldükten sonra var olacak bir şey bırakmak ve yaşarken bizden daha uzun ömürlü bir şeyle ilinti kurmanın hoşnutluğunu duymak demektir. Ama bizden önce de bir şeylerin var olduğunu ve yaşarken bizden önceki şeylerle ilinti kurduğumuzu düşünmek bize herhangi bir hoşnutluk verir mi? Hepimizin duyacağı sınırlı hoşnutluk öldükten sonra da bizden bir şeylerin var olmaya devam edeceğini bilmektir.
Aynı zamanda sana bir şey öğretmeyen her türlü acı boşuna çekilmiş bir acıdır. Acı çekmenin ne belalı bir iş olduğunu bildiğin için, bu gerçeği hatırla. Bir yıkımın büyüklüğüne üzülecek yerde, onun bir işe yaramayışına üzül. Bir acıya bir hayvan gibi edilgen bir şekilde katlanmak onu azaltmaz. Bunun yerine, insan bir yıkıma serinkanlılıkla bakıp onun üzerinde derin derin düşünerek onun boşunalarından bir yarar sağlamalı kendine.