Sefalet içinde olanlar, bunun bir çeşit deneme cezası olduğunu bildikleri halde yalan söylerler mi? Evet, bunda şaşacak ne var, zenginler doğruyu hiçbir zaman söylemezlerken? Zengin ve mutlu olanların yalan söylemesi, ihtiyaç içinde olanlarınkinden daha ağır suç.
İşte böyle zavallı budalalar yalanlara inanırlar. Kandırılanlar uğradıkları ihanetin acısını şiddetle duyarlar ama hainler, daha fazla ızdırap çekecekleri bir duruma düşerler.
Ah, bu hayat yüksekteki birini memnun etmek için uğraşıp sonunda küçümsemeyle karşılaşanların hayatından daha soylu, bir rüşvet karşılığında hiçbir şey yapmayanların hayatından daha zengin ve parası ödenmemiş ipek elbiseler içinde hışırtılar çıkararak dolaşanların hayatından daha gurur vericidir.
Dinle, dinle. Tarlakuşları ötmekte
Gökyüzünün kapıları üstünde
Güneş tanrısı başladı sulamaya atlarını
Çiçeklerin parladığı kaynaklarda.
Uykudaki çuha çiçekleri bir bir
Açıyorlar altın renkli gözlerini
Uyanan her bir güzel şeyle sen de uyan
Güzel kadın, tatlı kadın, uyan.
Fakat, bütün insanlar akıllarını mı kaybettiler? Tabiat, insanlara bu gök kubbeyi ve karaların ve denizlerin zenginliklerini görmeleri için göz ihsan etmiş. Bu değer biçilmez gözlerle semalardaki ateş saçan yıldızları ve sahillerdeki sayısız ve benzer çakıl taşlarını birbirlerinden ayırabiliyoruz da nasıl oluyor, güzelle çirkini birbirinden ayıramıyoruz?