Funda

Funda
@___funda
Ölüm ister istemez olağan nedenler yüzünden gelecektir. Bu kaçınılmaz sonu insanın tüm hayatı hazırlar ve yağmurun yağışı gibi doğal bir olaydır bu. İşte bu düşünceye bir türlü boyun eğemiyorum. İnsan neden dilediği gibi, kendi seçme hakkını kullanarak ona bir anlam vererek arayamaz ölümü? Bunu yapamaz da ölmeyi bekler elleri bağlı? Neden? Neden şu: İnsan bir gün daha, bir saat daha yaşarsa, ölmekle yitireceği seçme özgürlüğünü kullanma fırsatını elde edebilir düşüncesi ya da umuduyla hep geri bırakır bu kararı.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Sorun: kadın güçlünün ödülü müdür, yoksa zayıfa destek mi, güçlü ya da zayıfın isteğine bağlı olarak? Yaşamın ironisi: kadın zayıfa ödül olarak verir kendini, güçlüye de destek olarak. Ve kimse kendi seçimini gerçekleştirememiştir.
Yaşamın büyük, olağanüstü ironisi, herhangi bir anda birer budala olabilmemizdir. Herkesin korkusu budur; ahmak olmaktansa kalleş olmayı yeğleriz. Eski hikaye. Nedeni, her ahmağın aynı zamanda kalleş olmasıdır, ama bunun tersi geçerli değildir. Akıllı bir kalleş düşünebiliriz. Oysa iyi bir ahmak var mıdır?
En büyük kendini beğenmişliğin kanıtı: insan kendisiyle ilgilenir, oysa başkaları değil de biz oluşumuz yalnızca bir rastlantıdır. Kadın olarak dünyaya gelebilir, hizmetçilik yapıyor olabilirdim, peki o zaman hangi sorunlarla karşı karşıya kalacaktım? Odak noktası olarak kendimizi, hizmetçi kadını ve bütün insanlığı aldığımızda bile, kendimize affettiğimiz önem bir yanılsama değil mi? Çok geniş ufku olan kişi.
Bütün insanlarda içlerini kemiren bir hastalık, omuzlarında gündelik bir yük, süresi belli bir rahatsızlık vardır: tatminsizlikleri. Gerçek, iskeletisi varlıklarıyla yaşamın sonsuz karmaşıklığının buluşma noktasıdır bu. Ve herkes er geç farkına varır bunun.