Ezilmelerimi, saplantılarımı, yorgunluklarımı ve dinlenmelerimi iyice gözden geçirince, açıkçası hayata yeni buluşlar getirecek bir alan olarak bakmıyorum artık.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bir haksızlığa uğramanın acısı güçlendiren bir irkiltidir insan için - bir kış sabahı gibi. Canlılığımızı ve yaşama sevincimizi doruğuna ulaştırır, aramızdaki bağ açısından önemimizi bize yeniden kazandırır, bizi yüceltir; herhangi bir talihsizlik sonucu acı çekmek ise sadece utanç verir insana.
Kendini yıkan kişi yalnızlığa dayanamaz.
Ama sürekli olarak, bir gün, hiç farkında olmadan, bir şey yaratmak ya da her şeyi düzene koymak tutkusuna kapılacağı korkusuyla yaşar. İşte o zaman durmadan acı çeker, belki de kendini bile öldürür.
İşin doğrusu bugüne değin dünya ile ilgili hiçbir şey ruhuma işlemiş, bünyesel, beden ötesi gerçekliğimin yapısını bir röntgen filmindeki gibi gözlerimin önüne sermiş değil. alttaki boz renkli ve sonsuz iskelete de henüz ulaşmış değilim.
Renklerden, kokulardan, insanı okşayan hareketlerden tat aldım, bunların mutluluğumu, hayal gücümü ve sağlığımı beslediğini gördüm. İnsanların dostlarıyla şakalaştıkları gibi şakalaştım, kendi başıma eğlenebildim.
Kelimelerim gerçekten düşünceleri değil, sadece duyumları dile getirdi.
Manevi bakımdan böyle bir çöküntüye düşünce, maddi çöküntünün de gerektiğini düşünüyorum ister istemez. Sözgelimi, ayakkabılarımın altlarının delik olması ne kadar uygun olurdu şimdi!
Ancak böyle açıklayabilirim içimde duyduğum intihar dürtüsünü. Ne zaman bir güçlü ya da acıyla karşılaşırsam, hep intiharı düşünmeye yargılı olduğumu biliyorum. Beni korkutan da bu: Temel İlkem intihar, gerçekleştiremediğim, hiçbir zaman da gerçekleştiremeyeceğim, ama düşüncesi duyarlığımı okşayan intihar.