Fritz'in buna benzer konularda neler söylediğini hatırlamaya çalışıyordu, ama hem utanarak hem de şaşırarak fark etti ki adam kendisine kişisel görüşlerini hiç anlatmamış ve tabii diğer taraftan Irene de ona benimsediği, içselleştirdiği şeyler hakkında hiçbir şey sormamıştı.
Onunla anne babasının önerisi üzerine hiç direnmeden evlenmiş, başlangıçta duyduğu sempati sonraki yıllarda da hoş bir şekilde sürmüştü. Fritz'le birlikte huzurlu ve sakince salınan bir mutluluk içinde sekiz yıl geçirmiş, ona çocuklar doğurmuş, bir yuvası olmuş, sayısız saatler boyunca bedensel yakınlık yaşamıştı, ama ancak şimdi, kocasının nasıl davranacağı sorusunu düşünürken onun kendisi için bilinmeyen bir yabancı gibi kaldığını fark ediyordu.
Dudaklarını dudaklarında hissetmiş olması anlaşılır şey değildi artık. Asla ona ait olmadığına yemin edebilirdi, hissediyordu bunu. Onu adamın kollarına iten neydi peki? Hangi korkunç çılgınlıkla böyle bir maceraya atılmıştı? Kalbi bunu anlamıyor, aklı da neredeyse hiç açıklayamıyordu. Artık hiçbir şey bilmiyordu, bu olayda ne varsa hepsi yabancıydı ona, hatta kendisi bile.