Stefan Zweig’ın Korku adlı eseri, insanın kendi vicdanıyla girdiği o amansız savaşın, ruhun karanlık dehlizlerinde yankılanan sessiz çığlığıdır.
Bu kısa ama sarsıcı novella, sadece bir aldatma
ilk incelememi zweigin kitabina yapmam cok gurur verici
Kitapta bircok duyguyla karsilastim
Çok sinirlendiğim yerlerde oldu üzülüp sevindiğim yerler de ve isminden de anlaşilacagi uzere korktuğum yerler.
Olaylar o kadar guzel anlatılmış ki
Kendimi resmen kitabin içindeymişim gibi hissetim.
Ve sanirim bir süre daha kitabin etkisinden çıkamam çünkü sonu beni çok şaşırttı hiç beklemiyirdum kessinlikle okunması gereken bir kitap
KorkuStefan Zweig · Eksik Parça Yayınları · 2018124,8bin okunma
"Korku cezadan daha beterdir, çünkü cezanın ne olduğu bellidir ve ister ağır ister hafif olsun, daima dehşet verici belirsizlikten, bitmek bilmez gerilimden daha iyidir."
Kitabı okumaya başladığınız andan itibaren olayın ortasında buluyorsunuz kendinizi. İrene hayat dolu, enerjik bir kadındır. İrene'in sevgilisinin dairesinden çıkarken karşılaştığı o kadınla beraber korkusu da başlamıştır. Onun için artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Hayatına devam ettiği süre boyunca bu korku hissi onu bir gölge gibi takip eder. Güneşli günlerde gölgemizin kaybolması gibi İrene'in de korkusu şantajcısına istediğini vermekle bir süre kaybolur fakat gene de rahatlayamaz, uykuları bölünür, davranışları değişir. Kocası Fritz bu durumun farkındadır. Eşinin üstüne gitmez, onun durumu anlatmasını ister. Aslında İrene'in bu yaşadıkları kocasının bir oyunudur ve intihar etmeyi planladığı gün herşeyi anlar. Kocası bu oyunu planlarken eşinin bu kadar etkileneceğini düşünemez ve o da artık yaptığından pişmandır. İrene, bu yaşadıklarından sonra hayatın daha da farkına varır ve artık eskisi gibi değildir...
KorkuStefan Zweig · Eksik Parça Yayınları · 2018124,8bin okunma
Ah stefen ... Bir insana verilebilecek en büyük ceza kendi vicdanıyla baş başa bırakmak demişsin ama artık öyle manevi değerleri yüksek insanlar yok . İyi ki yaşadığın zaman bu zamana denk gelmemiş. Okuyun , okutun !
KorkuStefan Zweig · Eksik Parça Yayınları · 2018124,8bin okunma
Kitabın başındaki Pelin Özer'in Gaipten Gelen adlı 3 sayfalık sunuş kısmını okumasanız da olur. İnsanların romana ve romanın okunmasına hiçbir katkıda bulunmayan kendi yazılarını neden bu kadar önemseyip romanın başına koyduklarını anlamıyorum. "Arkadaşlar yazar burda bir kitap yazmış ama siz önce benim yazdıklarımı okuyun" duygusundan kurtulalım artık, insanların sizin yazdığınızı çok merak ettiğini düşünüyorsanız siz de başka bir kitap yazın onu okusun isteyen. Zaten okuyacağınız Zweig kitabı yeterince size Zweig'ın karakter analizinde ne kadar başarılı olduğunu gösteriyor. Ayrıca karakterlerin duygudan duyguya geçişleri de satır satır okuyucuya yaşatılıyor. Hem de edebi bir yazı kaleme alayım diye okumayı hepten zorlaştırmayan bir Türkçeyle.
Korkunun nefesini her attığı adımda ensesinde hisseden bir kadın... Karısının halet-i ruhiyesinden endişe eden bir koca... Yaşananlardan haberi olmayan çocuklar... Avusturyalı yazar Stefan Zweig
Okuduğum ilk Stefan Zweig kitabıydı. Klasik bir hikaye, ustaca işlenmiş. Çerezlik niyetinde diyebilirim.Beni çok fazla etkilemedi fakat okunup ders alınması gerekir mi, bence evet.
KorkuStefan Zweig · Eksik Parça Yayınları · 2018124,8bin okunma
KORKU
Stefan Zweig’in Korku adlı eseri, insan ruhunun en zayıf noktalarına inen güçlü bir psikolojik anlatıdır. Düzenli ve saygın bir hayat süren Irene Wagner, yaşadığı yasak ilişkinin ardından yakalanma endişesiyle kendi zihninde kurduğu bir korku dünyasının içine hapsolur. Zweig, korkuyu dışsal bir tehditten çok, suçluluk duygusunun beslediği yıkıcı bir güç olarak ele alır. Irene’in her ayrıntıda tehlike araması, korkunun mantığı nasıl felç ettiğini açıkça gösterir. Akıcı ve yoğun anlatımıyla eser, okuru karakterin iç çatışmasına ortak eder ve korkunun insanı yavaş yavaş ele geçiren, kaçışı olmayan bir duygu olduğunu çarpıcı biçimde hissettirir.
KorkuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2022124,8bin okunma
Nasıl olsa onlar zamanı gelince yaptıklarıyla kendilerini tanıtıyorlar...
(Paul Auster)
!! Dönemimizi ve okuduğum bu kitabı bir cümlede anlat deselerdi; "Herkesten her şeyi bekle ama kimseden
Korku nedir? Bir tehlike karşısında duyulan kaygı, üzüntü mü? Hayır, hayır... Bu kitapta korku; çaresizlik, suçluluk, utanç ve vicdan azabından sonra gelen, insanı esir alan bir paranoya...
Bir hata, peşini bırakmayan sonsuz bir azaba dönüşebilir mi? Irene, yasak aşkın ardından uğradığı şantaj nedeniyle, zihninde cehennemle yaşamaya mahkum olur. Irene' in bu trajedisini çarpıcı kılan ise, eşi Fritz' in temsil ettiği duygularından arınmış, soğukkanlı dünyası. Fritz, evdeki o kusursuz varlığıyla Irene üzerinde öyle mesafeli bir gölge olmuştur ki Irene içinde yaşadığı korku, utanç ve itiraf etme çıkmazı arasında sıkışıp kalmıştır.
"Korku cezadan daha berbattır, çünkü ceza bellidir, ağır veya hafif; bilinmeyene, sınırlandırılmamışa kıyasla ceza, daha az ürkütür."
İşte; Korku böylece insanın özgürlüğünü elinden alan, onu kendi vicdanının mahkumu kılan sessiz bir cellattır.
KorkuStefan Zweig · Yordam Kitap · 2017124,8bin okunma
Stefan Zweig, Avusturyalı yazar ve gazeteciydi. Edebi kariyerinin zirvesinde olduğu 1920'li ve 1930'lu yıllarda, dünyanın en çok çevrilen ve en popüler yazarlarından biriydi.
Zweig, Viyana, Avusturya-Macaristan'da büyüdü. Honoré de Balzac, Charles Dickens ve Fyodor Dostoyevski gibi ünlü edebiyatçılar hakkında Üç Büyük Usta (1920) ve belirleyici tarihsel olaylar hakkında Yıldızın Parladığı Anlar (1927) adlı tarihsel incelemeler yazdı. Ayrıca Joseph Fouché (1929), Mary Stuart (1935) ve Marie Antoinette'nin biyografilerini yazdı. Zweig'ın en bilinen kurgu eserleri arasında Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (1922), Amok Koşucusu (1922), Korku (1925), Karışık Duygular (1927), Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat (1927), psikolojik roman Sabırsız Yürek (1939) ve Satranç (1941) yer almaktadır.
1934 yılında Almanya'da Nazi Partisi'nin yükselişi ve Avusturya'da Ständestaat rejiminin kurulmasının bir sonucu olarak Zweig, İngiltere'ye göç etti ve 1940 yılında kısa bir süre New York'a ve daha sonra yerleştiği Brezilya'ya taşındı. Son yıllarında bu ülkeye aşık olduğunu ilan edecek ve Brezilya, Geleceğin Ülkesi adlı kitabında bu ülke hakkında yazacaktı. Yıllar geçtikçe Zweig, Avrupa'nın geleceği konusunda giderek daha fazla hayal kırıklığına uğradı ve umutsuzluğa kapıldı. 23 Şubat 1942'de Petrópolis'teki evlerinde eşi Lotte ile birlikte aşırı dozda barbitürattan ölü bulundu. Eserleri birçok film uyarlamasına temel oldu. Zweig'ın anı kitabı Dünün Dünyası (1942), I. Franz Joseph yönetimindeki Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun çöküş yıllarındaki yaşamı betimlemesiyle dikkat çeker ve Habsburg İmparatorluğu hakkındaki en ünlü kitap olarak anılır.