Serdar Yüce

Serdar Yüce

ÇevirmenEditör
8.0/10
167 Kişi
·
17
Okunma
·
0
Beğeni
·
125
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
78 syf.
·2 günde·8/10
Kafka, Dönüşüm kitabında sembolizmin dibine vurmuş, toplumsal dışlanmışlığı iliklerimize kadar bize yaşatmıştır. Okurken bu denli soyut bir olay nasıl bu kadar hissederek ve hissettirilerek yazılır düşünmeden edemedim. Bu noktada baş kahramanımız Gregor Samsa'nın hayatına dahil oluyor, Kafka'nın güçlü kalemine şahit oluyoruz. Farklılıktan doğan dışlanmışlığı gözler önüne seren bu muazzam eseri mutlaka okumalısınız. Fakat nacizane önerim önce Kafka'nın hayatına bir göz atmanız veya bir başka eserine öncelik vermeniz yönünde olacaktır. Ancak o zaman eserin Kafka'nın yaşamından taşıdığı izleri anlayacak daha çok özümseyeceksiniz. Alelade ele alınıp okunacak bir eser olmadığının altını çizmekte fayda olduğunu düşünüyorum.
120 syf.
·Puan vermedi
Bir insana baktığımızda yaşadığı kim bilir nelerle şekillendipini anlamak ne zor. Daha da zor olanı insan ne ile şekillenirse şekillensin onu kabul etmek. İşte o zaman anlıyoruz ki sevgi bencilce yapılan bir eylem.
55 syf.
·7 günde·Puan vermedi
Stefan Zweig’ta takmış olduğumun farkındayım, son bir kitabı kaldı Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu da bugün bitirince: Olağanüstü Bir Gece. Aynı yazara ait kitapları arka arkaya okumayı seviyorum ama bu kitapta ara verme isteği duydum, çok durdu başucumda son 5 sayfa diyerek okudum en son. Bu sıkıcı olduğu izlenimi uyandırmasın sizde, oldukça hoş bir dili vardı.
Yazarın bir kadın ağzından nasıl böyle güzel yazdığına şaşırıyorsunuz fakat dram içeriyor, tamamen dram ve aşk. Kısaca bahsetmek gerekirse: çocukluğunda komşusu olan yazara aşık olan 12 yaşındaki kızın büyüdükçe o saf aşkının nasıl bir tutkuya dönüştüğüne şahit oluyorsunuz ama braz farklı bir yolla. Pek benlik değildi kitap, Olağanüstü Bir Gece’yi de bu sebeple bekleteceğim diyorum ama şu an Bülbülü Öldürmek kitabını okuyorum birkaç güne bitirip kütüphaneden onu alırım ben.
Pek söyleyecek bir şeyim yok; dram ve aşktan hoşlanıyorsanız içine bolca gizem de katılmış şekilde sunuyor Zweig size, siz de beğenerek okursunuz.
96 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Edgar hastalığından dolayı annesiyle birlikte Alpler’de bir tatile çıkar, doktorunun söylediğine göre bol bol güneşten vitamin alması gerek. O gün de otelde kahramanımızın başta dostu sonra düşmanı olan Baron vardır. Baron otele varır varmaz davetli listesine bakar, amacı bir haftalık tatilde flörtleşmektir. Narsist bir burjuva olan Çapkın baron, kahramanımız Edgar ile küçük bir dostluk kurar, fakat kurduğu dostluk Edgar’ın annesi olan Mathilda’ya yaklaşmak içindir. Edgar’ın neredeyse hiç arkadaşı yoktur ve dışarıdan bakıldığında da burjuva sınıfına mensup olduğu halde kötü giyinimli ve geveze bir çocuktur, insanların canlarını sıkar. Edgar bu dostluktan çok keyif almaktadır ve her çocuk gibi kendisinden büyük olan bu dosta çocukça bir hediye vermek ister, biriktirdiği güzel taşları vs, bu bölüm çok hoşuma gitti açıkçası, çocukken aynı şeyi bende yapmıştım :) Karizmatik Baron annesiyle tanıştığında Edgar dışlanır, akşam yemeğinden hemen sonra doğru yatağına gidip uyuması gerek, Baron’un önünde azarlanır, kötü davranılır vs. Bu durum Edgar’ın çok canını sıkar, odaya kapatılır, mahsus annesi yada Baron tarafından bir yerlere gönderilir ve Edgar döndüğünde ortalıkta kimseler yoktur. Yalnız eleştirmek gibi olmasın ama-haddim değil- kitapta nasıl olurda 12 yaşındaki bir çocuk bu durumu anlamıyor demedim değil :) Edgar 12 değil de 6-8 yaşlarında olsa sanki bir tık daha iyi olabilirdi. Sade ve akıcı dili ile çok çok beğendim. Çerezlik bir kitap, iyi okumalar.
78 syf.
·13 günde·Puan vermedi
Ah stefen ... Bir insana verilebilecek en büyük ceza kendi vicdanıyla baş başa bırakmak demişsin ama artık öyle manevi değerleri yüksek insanlar yok . İyi ki yaşadığın zaman bu zamana denk gelmemiş. Okuyun , okutun !
120 syf.
·Beğendi
Bu kitapta zweıg kendi gençliğini anlatmıştır fakat bu gençlik otobiyografik değildir. Daha çok insanın kendini keşfini anlatır...karakterlerin yaşadığı çelişkiler, sorduğu sorular herkesin sorabileceği yada yaşayabileceği çelişkilerdir. Bu çelişkileri seninde yaşadığını düşünerek, hissederek yazmıştır. İnsanın kendi iç dünyasını çok güzel yansıtan bir kitaptır...
304 syf.
·31 günde·Puan vermedi
Bankada memur olarak çalışan K. bir sabah uyanır ve sebebini bilmediği bir konudan dolayı tutuklanır. K. masum olduğunu haksız bir tutuklama olduğunu dillendirse de çevresindeki kişilere bunu ispatlayamaz. Masumiyetine güvenerek ilk zamanlarda rahat davransada zamanla içine bir şüphe düşmüştür. İçindeki bu kuşku gün gün büyür bundan kurtulamaz hatta günlük yaşamı ve işlerine odaklanmakta zorluk çeker.
K. 'nın bu süreçte yaşadığı içsel bunalımlar, bürokrasinin yoğun olması, sistemin kötü işlediği bir yerde insanların artık buna alışmış ve sistemin kölesi olması, yaşadıkları adaletsizlikleri sorgulamadan kabul etmek zorunda kalmalarını eleştiren kaliteli bir kitaptı.

Kitabı bitirdikten sonra günümüzde de benzer şeylerin halen yaşanıyor olmasının vermiş olduğu rahatsızlık hissi çöktü üzerime adaletin olduğu bir dünya bekleyişinde olmak çok ütopik galiba bazı şeyler değişmiyor ne yazık ki ve değişmeyecek gibi de...
104 syf.
·3 günde·8/10
Sanırım hiçbir yazar ZWEIG' in insana hissettirdiklerini, katmayı bu denli becerememiştir.

Düşünmeyi, kendi içine dönmeyi, toplumu görmeyi, insana ait binbir türlü duygu ve durumu anlamayı bu derece sağlamamıştır.

İnsanın iç dünyasının sadece siyah ve beyazlardan oluşmadığını gösteren, grinin hakim olduğu çalkantılı yönlerinde bulunabileceğini anlatan bir eser daha.
Ne desem bilemiyorum tüm duyguları böylesi az satırlara sığdırabilen mükemmel bir yazar Zweig. Her seferinde hayran kalmamak elde değil.

Akademik eğitimini, babasının istediği bir bölümde okumak zorunda olan bir genç. Ve küçük bir kasabadan büyük şehire, üniversiteye gelmesiyle içinde bu güne kadar farketmediği duygularla coşan, kendini özgürlük denen ateşin içinde yakmaya başlayan Roland' ın hikayesi Karmaşık Duygular.
Hepimizin özgürlüğü tam bir yetkiyle tatmaya başladığında bocalamalar yaşadığını, bu duyguyu ve boşluğu büyük bir açlıkla doldurmaya çalıştığını düşünüyorum. Birkez bile olsa bu duyguyu tatmıştır her bir insan.
Kahramanımız da dönüşü olmaz sarhoşlukların içinde ilerlerken hiç beklemediği bir anda hayatının kontrolünü tekrar eline almaya, hayatı ve kendini tekrar anlama ve şekillendirme yoluna girmeye başlar. Bastırılmış duyguların faydasız etkilerinden kurtulurken hiç yaşamadığı yeni deneyimlere kucak açmaktadır.
Gelin bundan sonrasını insanı içine çeken anlatımıyla, sorgulayan ve kendini düşündüren yönleriyle kaleme alan Zweig' e bırakalım ve bu kısa ama anlamlı eseri okuyalım.
İlgisini çeken her okuyuca iyi okumalar dilerim.
78 syf.
·2 günde·5/10
Kitabın başındaki Pelin Özer'in Gaipten Gelen adlı 3 sayfalık sunuş kısmını okumasanız da olur. İnsanların romana ve romanın okunmasına hiçbir katkıda bulunmayan kendi yazılarını neden bu kadar önemseyip romanın başına koyduklarını anlamıyorum. "Arkadaşlar yazar burda bir kitap yazmış ama siz önce benim yazdıklarımı okuyun" duygusundan kurtulalım artık, insanların sizin yazdığınızı çok merak ettiğini düşünüyorsanız siz de başka bir kitap yazın onu okusun isteyen. Zaten okuyacağınız Zweig kitabı yeterince size Zweig'ın karakter analizinde ne kadar başarılı olduğunu gösteriyor. Ayrıca karakterlerin duygudan duyguya geçişleri de satır satır okuyucuya yaşatılıyor. Hem de edebi bir yazı kaleme alayım diye okumayı hepten zorlaştırmayan bir Türkçeyle.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 17 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 15 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.