Bana doğru bakıyordu; ama bu bakış acımaydı. Acıma duygusu dışındaki başka şeylere, samimi insanların şefkatinin en güçsüz kalbe bile verebileceği 'güce' ihtiyacı olan benim gibi biri için, sadece basit bir acıma dolu bakışın ne kadar üzücü ve ezici olduğunu o anda anladım.
Sadece derinlerde bir yerde, keskin bir bıçağın, çocuk aklımın bütün hayallerini ve güzelliklerini oyup, parçalara ayırdığını, sakat olduğum gerçeğini örtülemeyecek kadar çıplaklaştırıp, beni güçsüz kıldığını hissediyordum.