Çocuğa ölüm olgusu anlatılırken "Allah sevdiği için aldı, uzun bir yolculuğa çıktı, uykuya daldı" gibi açıklamalardan kaçınılmalıdır. Çünkü çocuk ölmemek için kötü olmayı, yolculuğa çıkmamayı ve uyku uyumamayı tercih edebilir.
Saldırgan davranışları önlemek için saldırgan davranmak ya da cezalandırmak, çocuğun yaptığı davranışın bedelini ödediğine ilişkin bir çıkarım yapmasına neden olur. Bunun yerine yaptığı davranışın sonuçlarını düşünmesini sağlamak ve davranışının insanlarda oluşturduğu ya da oluşturabileceği duyguları anlamasına yardım etmek gerekir. Bu aynı zamanda vicdan gelişimine katkı sağlar.
Çocuklarının her istediğini istediği şekliyle, istediği kadar ve istediği sürece karşılamak çocuğun hiçbir gerçeklikten geçmemesi ve kendini test edememesi anlamına gelmektedir.
Damgalamaların özellikle ilköğretim düzeyinde yaygın olduğu görülmektedir. Çocuğun dersi dinleme süresine ilişkin ortaya koyduğu performansa göre dikkat eksikliği tanısı düşünülmekte hatta konmaktadır. Alan uzmanı olmayan öğretmenlerin çocuğa böyle bir tanıyı koyması ve bu tanıya göre çocuğa ilişkin beklentilerini yapılandırması bu süreçte çocuğun önündeki en büyük engel haline gelmektedir. Sonuç olarak çocuk, gelişimsel süreçte çözmesi gereken birçok çatışmayla uğraşmak yerine kendisine yönelik atfedilen bu etiketlemeden kurtulmaya çalışmaktadır. Bu etiketlemeden kurtulmayı başaramayan çocuk için asıl vahim olan sonuç ise, sahip olmadığı bir özelliğe sahipmiş gibi inanmaya başlamasıdır.