Bilmezler nerededir en derin yaralarım, Her bir zerremi kasıp kavuran kederlerim, acılarım.
Bilmezler nasıl titriyor gözlerimde bir bir yitirdiğim suretler...
Dostluğun, sadakatin huzuru bahar çiçekleri gibi solup gider mi?
Yoksa kalır mı ebediyete var mıdır hükmü?
Ah şu mum gibi yanan gönlün, sır kâtibi nerdedir,
Yazar mı ahvâlimizi, yazarsa kim görür, kim işitir.
Ey gönlümden haberdar olan, yürü git boğazımı tutma...
Yoksa gönlüm yarılır da yarığımdan kan fışkırır.
Ey fitne, karışıklık arayan, haydi kalk...
Ateşe at ruhunu, ateşine sevine sevine lokma al.
Ateş senin oğlundur ve kanına susamıştır.
Haydi kalk, yeniden yeniden ölmek için kalk.