H. Baybars

H. Baybars
@__halils_
İstanbul
32 okur puanı
Şubat 2021 tarihinde katıldı
Ultracrepidarian
Batı dillerinde hala varlığını sürdüren Latin kökenli bir kelime var: Ultracrepidarian. Uzmanı olmadığı konularda fikir beyan eden kişi demek. Kavrama hiçbirimiz uzak değiliz. -Psikoloji okumadan 3 aylık sertifikası ile karakter analizi yapan transaksiyonel analizciler, -her hangi bir teknik ve bilişim uzmanlığı olmadan kendine teknoloji iletişimcisi diyenler, -hiç bir tıp bilgisi olmadan aşı hakkında ahkam kesenler, -hukuk okumadan davalar hakkında bilirkişi olduğunu iddia edenler, -kod nedir bilmeden çocuklarınıza kodlama öğretin diyen fütüristler -5 yıllık deneyim ile IK Kanaat Önderi olanlar... Kelimenin kökeni Latince ultra+crepidiam’dan geliyor. Ultra aşmak, crepediam ise ayakkabı veya sandalet demek. Birebir çevirisi “ayakkabıyı aşan”oluyor. Size tanıdık geldi ise hikayesini anlatayım: Bir gün Büyük İskender’in ressamı Apelles yaptığı İskender portresini halka açık sergilediğinde bir ayakkabıcı yaklaşarak İskender’in ayağındaki sandal çiziminde yanlışlık olduğunu söyler.Apelles bunu kabul eder ve resmi düzeltir. Bununla cesaretlenen ayakkabıcı, resmin diğer bölümleri hakkında yorum yapmaya başlar. Bu noktada ressam ona ​​“Sutor ne ultra crepidam” yani “Ayakkabıcı Sandaleti aşma” der.
Edebiyat
Reklam
Senden sonra 23 şehir gezdim. 3 kilo aldım. Saçlarımı 6 kez boyadım. Dünya bilmem kaç 365 günde bilmem kaç dönümünü tamamladı. Darbe oldu. İhtilal oldu. Barış gelmedi. Savaş bitmedi. Seni özledim. Iltica edecek tek yer bulamadım. Gittiğim her yerde senden bir nefes bıraktım. Belki yürürsün aynı sokakta. Ayak izime denk düşer ayak izin. Belki saçına değer nefes. Belki sen de bir gün özlersin diye, seni uzakta bıraktım. Seni uğurladım. Sana kavuştum. Seni terk ettim. Bilmem kaç kilometre yol gittim. Evren kaydı. Sen göğüs kafesimden milim kaymadın. Ezel Rose Manaz
Şiir
“Baharı yaz uğruna tükettik, aşkı naz uğruna. Ve papatyaları seviyor sevmiyor uğruna. Derken ömrü tükettik bir hiç uğruna. “ (Sezai Karakoç)
Edebiyat
“Gözümün gördüğü hiçbir şey beni korkutamaz!” (Hz. Ḥamzah ibn ʿAbd al-Muṭṭalib)
Din
ACI-Ferman Karaçam
Seni de vururlar bir gün ey Acı Uçuşup durduğun kanatlarından Sazın, sözün, türkülerin tükenir Ellerin koynunda kalakalırsın Şakaklarına kar yağıyor bilesin ey Acı Gül açan yüzlerimizde Göğeriyor rengin senin de Biz seni Tâ eskilerden tanırız Hani göğüslerimize taş olur inerdin Avuçlarımızda Hira Dağı'ydın Al atların tan yerine ayarlanmış yelelerinde Akdeniz rüzgarlarına karışan sendin Biliyorum Hiçbir tarih yazmayacak Ve bir sır gibi kalacak yakılan kitaplarda Göbek bağı anasından henüz çözülmemiş bebelerimize Mitralyözlerin Washington'dan ayarlandığını Seni de yakarlar bir gün ey Acı Bir taptuk kul gözlerinden vurursa Parmakların eğri ağaç tutamaz Çığlıkların çağlar aşar, duymazsın Ve ben biliyorum Örümceği, mağarayı, güvercini, asâyı Ve İbrahim'in baltasını
Şiir