hiçbir yerde yayınlanmayan cümlelerine yersiz cümleler,
gazetelerde, kitaplarda yayınlanan cümlelerine de yerli cümleler demiş yazar.
ikisini birleştirip bu denemeyi ortaya çıkarmış, ismi de buradan doğmuş.
457 sayfa kitap şıp diye bitiverdi. kısa olsa akmayanlara inat..
diğer kitaplardan çok farklı tarzı, oralara dokunsa da akış diğerleri gibi değil. aforizma mı desek acaba buna deneme mi? bilemedim.
her neyse! bu kitap da sen, ben, biz.. hislerini sen anlatamamışsın da o dile getirmiş, okuyup gözlerin dolu dolu bakıyorsun kitaba.
ayrıca diğer kitaplarında altını çizdiğiniz cümlelere denk gelmek de çok hoştu. tüm kitaplara, oradaki kişilere rastlamış, bana göz kırpmışlar gibi oldum.
ben sadece aşka inanırım. benim inandığım aşk da senin anladığın aşk değildir.
sen ne kaybettin geçmişinde, bunu bilmiyorum. ama unutma. onu hiç bulamayacaksın. hiç bulamamaktan daha acısı var biliyor musun? her kapıyı çalacaksın. her defasında buldum sanacaksın ama hiç bulamayacaksın.
aşk dediysem hesabım yoktu benim. ancak o kadar aşktım. sense sürekli hesap yaptın. bu kadar hesap yapma. günah deyip duruyorsun. etin kaç dirhem senin? bedenin günahını ruhun günahından daha üste koyma.
Tanrım, kanatlanmaya kalktıkça düşüşümden şikayet etmeyeceğim artık sana. Ama tek bir kelime ver bana. Öyle bir kelime ki onunla bütün manaları konuşmak mümkün olsun. Ya da tek bir harf, tek bir cümle. Çok şey istiyorum biliyorum. Zan sahipleri, bir harfin, bir cümlenin peşinde zannediyor beni. Ama sen biliyorsun.