Evim görüş alanıma girdiğinde gözyaşlarına boğulmamak için dramatik bir edayla dudaklarımı ısırıyorum. Buraya asla ulaşamayacağımı sandığım öyle çok gün geçiriyorum ki her defasında eve varmak beni saçma bir duygusallığa sürüklüyor.
KONUSU:
Mısra 23 yaşında ailesinin ölümünden sonra kardeşlerinin ve babaannesinin bakımını üstlenmiş, tabiri caizse aile reisi olmuş bir kız. Bir gün gelen bir telefonla kardeşi Emre'nin sanayide bir müşterinin arabasını çarptığını öğreniyor ve bu talihsizlik onu Kerem Tunalı ile tanıştırıyor.
Kerem Tunalı; en yakın arkadaşı, aynı zamanda nişanlısı olan kadın tarafından, sırf hayalleri için başka bir ülkeye gitmeyi seçmiş ve tek bir notla terkedilmiş bir adam. Ailesinin hala aşk acısı çektiğini düşünmesinden ve ona yeni birilerini bulma baskılarından sıkılıyor. Ve bir gün yaşadığı bir talihsizlik sonucu aklına bir fikir ya da ayağına bir fırsat geliyor. Sanayide tanıştığı o kız Kerem'in kurtarıcısı oluyor.
YORUMUM:
Tam yazlık akıcı ve kafa dağıtmalık bir kitaptı. Bir oturuşta bitirebileceğiniz türden kitaplardan. Betül'ün kalemini seviyorum ve her yıl bir iki kitabını aralara eklemekten keyif alıyorum. Bu kitap da keyif alarak okuduğum kitaplardan biriydi. Kitapta en çok etkilendiğim ve bana samimi gelen nokta Mısra. Mısra bizim gibi düşünüyor yani bilinç akışını, olaylar karşısında tepkisini okurken diyorsunuz ki ben de böyle düşünürüm ya da insanın aklına ilk bu gelir. Yani bu kitapta yeni doğmuş saflığındaki kızlar ya da bad boy erkekler yok. Hayat mücadelesi veren insanlar, kibar ve ne istediğini bilen bir erkek, samimi bir aile ve arkadaş çevresi var. Kerem'in eski nişanlısı bile olaya bir gerçeklik katmış ama dozunda bırakılmış. Evet yanlış duymadınız, sinsilik ve entrika peşinde koşan zengin eski sevgili de yok. Bütün bunlar birleşince ortaya yüzünüzü güldüren tatlı bir romantik hikaye çıkıyor. Değinmeden geçmek istemediğim bir diğer karakter de Sinan... Bence kitabın gidişatını değiştiren çok eğlenceli ama bir o kadar da derin, keşke benim de böyle bir dostum