Ruh sükûneti muhteşem bir şey, kendinden hoşnut olmak da aynı şekilde. Sevgili dostum, keşke çok değerli bir mücevher olan bu duygu, güzel ve paha biçilmez olduğu kadar kırılgan olmasa.
İnsanların ne yaptıklarını,nasıl çalıştıklarını,her gün aralarında gezip gördükten sonra kendimle daha barışık hale geldim. Çünkü her şeyi kendimizle ,kendimizi de herkesle karşılaştıracak şekilde yaratılmışız bir kere,bundan dolayı mutluluk ve hüznümüz bağlı olduğumuz şeylerden etkileniyor kuşkusuz, bu durumda en tehlikeli şey de yalnızlık. Doğası gereği kendini aşmaya zorlanan,edebiyatın fantastik imgeleriyle beslenen hayal gücümüz,kendimizin en aşağıda bulunduğu bir dizi varlığı sıraya sokuyor,dışımızdaki her şey daha güzel,bizden başka herkes daha mükemmelmiş gibi görünüyor. Ve bu çok doğal bir akış içinde gerçekleşiyor. Bazı şeylerin bizde eksik olduğunu çok sık duyumsuyoruz,eksikliğini duyduğumuz şey de çoğunlukla bir başkasında varmış gibi geliyor bize,sahip olduklarımızın yanı sıra yüceltilen bir parça gönül huzurunu bile ona layık görüyoruz. Böylece şanslı kişinin, yani bizim hayal ürünümüz olan kişinin hiçbir eksiği kalmıyor.
Oysa bütün zafiyetlerimiz ve derterimizle yolumuzdan sapmadan çalışmaya devam etsek,başkalarının yelkenleri ve kürekleriyle ilerlediği yolda biz dolaşıp zikzaklar çizdiğimiz halde öne geçtiğimizi sıklıkla göreceğiz ve elbette insan bunu ancak başkalarıyla aynı konuma gelince veya onların önüne geçince anlayabiliyor.
Başkaları istiyor diye kendi tutkusunu, kendi gereksinimini dikkate almadan,para,onur ve başka şeyler uğruna kendini yiyip bitiren insan her zaman budalanın biridir.
Boğaz'dan henüz çıkmadan Kavaklar mevkiinde bir İngiliz devriye motoru tarafından durduruldular.
Didik didik arama yapıldı.
Silah veya cephane olup olmadığına bakıyorlardı.
Gülümsedi.
"Silah götürdüğümüzü sanıyorlar...
Kafa götürüyoruz"dedi!