"O çocuğu bekliyoruz.
Dünyayı değiştirecek, yenileyecek, meşhur kelimemizle söyleyelim, diriltecek çocuğu.
Çocuğu ki, görüntüye değil, öze, dışa değil, içe baksın. O çocuğu ki, ön planı değil, arka planı görsün. Çocuğu ki reklam ve propaganda edilenleri değil, edilmeyenleri bilsin." Karakoç'un bü cümlelerini neden buraya yazdım? Çünkü bir şeylerin dirilişi, bir kimsenin dirilişi ancak ve ancak -Karakoç'un deyimiyle "Zaman insanı hep ölüme doğru götürürken; Ramazan gelir, diriliş ayı başlar."- Ramazan ayında gerçekleşebilir. İnsanın insana şefkati Ramazan'da dirilir, birlik olma duygusu Ramazan'da dirilir, insanın unuttuğu aczini fark etmesi Ramazan'da dirilir, tüm her şeyin sahibinin Allah olduğunun hatırlanması Ramazan'da dirilir, mahyalar Ramazan'da dirilir, birinin bir yerlerde aç uyuduğunun farkına varılması Ramazan'da dirilir, teravih dirilir, Kur'an dirilir, namaz dirilir...
Bu kitap elbetteki Ramazan'da okuyunca ayrı bir tad veriyor. Çünkü Karakoç Ramazan'da yaşadıklarımızı öyle güzel betimlemiş ki okurken hayran kalmamak elde değil.
Kitabın sayfalarında gezinirken yeri geliyor Ramazan'ı Ramazan'dan dinliyoruz, yeri geliyor "Nerede o eski Ramazanlar?" diyoruz, yeri geliyor yazarın Ramazan anılarını dinliyoruz, yeri geliyor Kadir gecesini dinliyoruz ve yeri geliyor kitaba da Ramazan'a da "elveda" diyoruz...
Tekrar tekrar okunası kitaplardan. Bu sebepten elveda #k:11527. Rabbim bir dahaki Ramazan'a ulaşmayı bizlere nasip etsin. Ve o Ramazan'a da bu kitabı..