Nöhü yl/ Kelam
İslam’ın kızı kültürlüdür, donanımlıdır, ferasetlidir. İslam ona şeref, asalet ve itibar verir.
Bookstagram: instagram.com/__okur__?igsh=M..._okur_
Her şehrin bir yolculuk ve her yolculuğun bir kitap olduğunu düşünüyor. Yazıları her bir coğrafyadan, topraktan, insandan oluşuyor. Boş bakmıyor çevresine, Bağdat’tan, Bosna’dan, Bangkok’dan Gırnata’dan toprak alıyor hayatına, coğrafyaları tek bir ülke görmese de, bir yerde herkesin göçmen bir mülteci oluşunu vurguluyor. Geldiğimiz yer de gittiğimiz yer de aynı olunca, Kudüs’ten aldığı toprakla Bağdatta yuva yapıyor. Yazar yurdunu biliyor, coğrafyaya nasıl bakılması gerektiğini iyi biliyor.
Kitap, hikayelerden oluşuyor, ya da denemelerden. Ayırt edilmeyecek şekilde iki türü de okuyabiliyorsunuz. Deneme türünü insanların beyninin de kitap olduğunu düşündüğüm için seviyorum. Fikir seviyorum yani, baktığı yere boş bakmayan insanları ve düşündüğü belli olan çalışkan beyinleri seviyorum.
Kitap bu yönden beni çekse de yazarın bazı yerlerdeki yorucu anlatımından sıkıldım. Fikirleri konusunda belirttiği isimlerden dolayı da satırlarını okurken arada “bu ne perhiz bu ne lahana turşusu” demekten kendimi alamadım. Çünkü durduğu yer ile andığı bazı isimleri birbirine yakıştıramadım.
Genel olarak söyleyecek olursam bu bir kitap tavsiyesidir :) Okumanızı isterim. Okuyanlardan da görüşlerini paylaşmasını beklerim
A l ı n t ı
“Milyonlarca mülteciye kol kanat geren bir ülke olmamız hesap işlerinden anlamamızı değil hesap gününe inandığımızı gösteriyor. Hesapsız olmak hesabı bilmemek anlamına gelmiyor.”
Bu alıntı cidden mükemmel, bu cümleyi çok severek buraya ekliyorum. Bence kitap bu cümle için bile okumaya değerdi. Selam ile…
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“Gerçi ben
hiçbir kuşa yetişemeden
vakitsiz kaybettim yenilgilerimi.
Yaşarken
kanatsız bir anka kuşuydum sanki
harabe bir başkentin üstünde süzülürken
ağzında tuttuğu zümrütü hep kendine düşüren
Sevgilim, ben
sır köprüsünden yalnız geçeceğim
arefe günü son nefesimi verirken”
Çok güzel bir şiir kitabı okudum az önce. Uzun zamanın ardından da yeniden kitap dünyamın açılışına iyi geldi. Şiir bir nefes alış bir dinleniş ve hatta yeniden başlamak gibi.
İsmet Özel’ İn tanımladığı gibi:
“Birey olarak da tür olarak da insan kendi önemini ileri sürmek gereğini duyduğu zaman şiire sarılmıştır.
Her kim şiir önemlidir, büyüktür derse, aslında ben önemliyim, ben büyüğüm diyordur.”