"İnsanoğlu ne acayip bir hayvan! Hiçbir zaman önündekini anlamaz. Bizi okşar, niçin olduğunu bilmeyiz ve onu en çok okşadığımız zaman ve kendimizi ona teslim ettiğimiz zaman bizi iter ya da cezalandırır. Onun ne istediğini bilmenin yolu yoktur, kendisi de bilmez. Her zaman olduğu yerden başka bir yerdeymiş gibi görünür ve kendisine bakana bakmaz. Sanki başka bir dünya varmış gibi. Kuşkusuz, eğer başka bir dünya varsa, bu dünya yok demektir.
"Sanatın en iyi kurtarıcılığı, var olduğunu unutturmasıdır." diye bir söz duymuştum. Kendi kendine eğlenmek, acılarını unutmak için kendini roman okumaya veren insanlar vardır...
-Böyle ad takma ona!
-Sen söyledin!
-Evet ama, başkasının söylemesini istemiyorum.
-Bu her zaman böyle olur: Birisine taktığımız lakabı, başkalarının söylediğini duyunca kulağımıza bambaşka gelir.
-Evet, hiç kimsenin kendi sesini tanımadığı söylenir...
Bak Eugenia, Tanrı aşkına! Benimle böyle oynama! Yazgı sensin; burada senden başka yazgı yok. Beni çekip sürükleyen sensin beni çıldırtan; en kesin kararlarımda beni duraksatan sensin; sensin, beni kendi benliğimden çıkaran sensin...