“Bir zamanlar bir saksıda özene bezene bakılan, odadan odaya taşınan, suyu ve güneşi sıklıkla kontrol edilen, toprağı aralıklarla havalandırılan, yaprakları okşanan, koklanan, tatlı tatlı konuşulan pembeli morlu bir hüsnüyusufken, o an onun gözünde, belediyelerin orta kaldırımlara ektiği, bir tankerden yangın hortumlarıyla sulanan o sıradan çiçeklerden farksızdım artık, görüyordum.”
“Küçük bir an için göz göze geldik. Bir çıt sesi duyduk aniden. Bir yerlerde bir şeyler kırıldı. Ayrılığın da bir sesi olduğunu o an daha iyi anladım.”
“Yalnız kalmamıza, içimize dönmemize, kendimizle üstün körü de olsa hesaplaşmamıza, kim olduğumuzu sorgulamamıza, acı çekmemize, yas tutmamıza engel oluyordu telefonlar.”