Rukiye Bal Atlas

Rukiye Bal Atlas
Sus ki ürkütmeyesin kitapları... instagram.com/__hilye__?igshi...
-Okul Öncesi Öğretmeni- Akıl ve Zeka Oyunları/Robotik Kodlama Eğitmeni
334 okur puanı
Ağustos 2018 tarihinde katıldı
Puan vermedi·256 syf.·
2026 5. kitabı
Fatih Duman’ın üç harfli ve evliyaları anlattığı sekiz kitaplık serisinde okumadığım tek kitap Lâl kalmıştı. Onu da bu Ramazan-ı Şerif’te bitirmiş oldum ve böylece seriyi tamamladım. Bu kitapta Şemseddin Sivasi’yi okuyoruz. Yazarın en sevdiğim yönlerinden biri, evliyaları roman diliyle anlatırken her kitapta farklı bir kurgu kurması. Kimi zaman geçmişte, kimi zaman günümüzde, kimi zaman da farklı anlatım teknikleriyle ilerleyen hikâyeler oluyor. Bu kitapta ise Lâl Kâtib’in hayatı beni özellikle çok etkiledi. Onun hikâyesi, okurken kalbime dokunan ve uzun süre zihnimde yer eden bir derinlik taşıyor. Serinin genelinde olduğu gibi bu kitapta da, bildiğimiz ya da hiç tanımadığımız evliyaları tanıma fırsatı buluyoruz. Anlatım dili akıcı; çoğunlukla insanı düşündüren cümlelerle dolu. Ben çok severek okudum. Bu türü sevenlere gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.
LâlFatih Duman · Nesil Yayinevi · 20211,481 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·248 syf.·
2025 15. kitabı
Dil belası… İnsan farkına varmadan kendini en çok buradan yıpratıyor. Bu kitap bana bunu çok net hissettirdi. Günlük hayatta ne kadar çok insan kırdığımızı çoğu zaman fark etmiyoruz. Dedikodu, gıybet, kalp kırmak… Bunlar zaten bildiğimiz şeyler ama artık mesele sadece bununla da sınırlı değil. Sosyal medyada “komik” diye paylaşılan içerikler, eşle, aileyle, arkadaşla ilgili yapılan espriler… Gülüp geçtiğimiz şeylerin bile aslında neyi normalleştirdiğini çoğu zaman düşünmüyoruz. Bir de işin şu tarafı var: Hep biz haklıyız, hep biz mağduruz, hep bizim kalbimiz kırılıyor gibi bir dil oluştu. Ama şunu pek hatırlamıyoruz: Herkes birilerinin hikâyesinde kötüdür. Hiçbirimiz dört dörtlük değiliz. Bunu unutarak konuşuyoruz. Oysa bir şeyi dilimizde normalleştirdiğimizde, bir süre sonra hayatımızda da normalleşiyor. Ve bu da yavaş yavaş insanın karakterine yerleşiyor. Belki de en tehlikeli tarafı bu: fark etmeden alışmak. Kitabı okurken sürekli şunu düşündüm: İnsan aslında kendini en çok diliyle ateşe atıyor ama bunun çoğu zaman farkında bile değil. Bu yüzden bu kitabı sadece “okunacak” değil, gerçekten durup üzerinde düşünülecek bir kitap olarak görüyorum. Çünkü mesele sadece konuşmak değil; neyi, neden ve nasıl söylediğimiz…
Dil Belâsıİmam Gazali · Semerkand Yayınları · 201417,1bin okunma
Sade ebeveyn olarak; tüketmeyi değil üretmeyi, görünmeyi değil görmeyi vurgulayın. Çocuklarınıza bu minvalde numune olun.
Mesele insan olunca, yapılan ve yapılmayan şeylerin doğruluğundan emin olmak her zaman kolay değildir. Bazen saf doğru ya da kesin yanlış diye bir şey yoktur. Aile içi ilişkilerde de, çocuğu geleceğe hazırlarken yapılanlarda da durum aynıdır.
Çocuklara verdiğimiz “sen değerlisin, kendini sev” mesajının yeniden düşünülmesi gerekiyor. Elbette her insan kıymetlidir. Ancak sadece kendini sevmeye odaklanan bir kimse, başkalarının ne düşündüğünü ve ne hissettiğini anlamakta zorlanır. Bu bakış açısı, zamanla “sen sensin, ben benim” noktasına götürebilir. Bu sebeple çocuklara sadece kendini sevmeyi değil, Allah için sevmeyi öğretmeliyiz.