"Dinle Minel; sarılmadın bile bana. Senden öğrendim sarılmayı ama sen bana bir kez daha sarılmadın. Seven insan sarılmaz mı? Ben o kadar şeye rağmen... Her neyse."
anlaşılmak istemiştim.
onlarca kişi tarafından değil, tek bir kişi tarafından.
en çok anlaşılmayı beklediğim yerde en anlaşılmadıklarımla yüz üstü bırakıldım.
sahi, hiç mi anlamdın mı beni ?
oysa gözünün önünde haykırıyordum
"anla beni" diye.
bu kadar kör ve sağır oluşun sadece bana mıydı?
artık hissetmiyorum acıyı.
alıştım galiba... ama biliyorum, bu alışacak bir şey değil.
her ne kadar "geçti" desem de bir iz çıkıveriyor karşıma.
ve o izle birlikte, her şey yeniden canlanıyor.
o an anlıyorsun ki; aslında hiçbir şey geçmemiş.
her şey yerli yerinde duruyor.
sadece sen kendini geçtiğine inandırmışsın.
"iyiyim" demek, en büyük yalanın olmuş kendine.
meğer her "iyiyim" dediğinde biraz daha batmışsın.
ve ışte, tam da o an fark ediyorsun:
hiç bir acı geçmez.
sadece kabuk bağlar...