Güçlenmenin kendisi kötü bir şey değil. Elbette değil. Ama bugün düşündüğümde, güçlü biri olmaya kendimi öylesine alıştırmıştım ki zayıf insanları anlamaya çalışmıyordum. Şanslı olmaya fazlasıyla alışmıştım, bazen karşılaştığım talihsiz insanları anlamaya gayret etmiyordum. Sağlıklı olmayı o kadar çok alışmıştım ki ç, hasta insanların acılarını anlamaya çalışmıyordum. Bir şeyler kötü gidince sıkıntıya düşen, olanlar karşısında aklı başından giden insanları görünce, bu durumun sadece onların yeterince gayret göstermemelerinden kaynaklandığına inanıyordum. Dillerinden yakınma eksik olmayan insanların, temelde tembel olduklarını düşünüyordum. O günlerdeki hayat görüşüm katı bir şekilde pratikti, sıcak insani duygulardan yoksundu. Ve bu durum konusunda beni uyaran tek bir kişi yoktu etrafımda.
Bazen çok daralıyorum. Sanki bütün yapı darmadağın olmuş. Çekim gücü ile artık bağın kalmamış, uzayın kapkara boşluğunda tek başına savruluyormuşsun gibi bir duygu. Hangi yöne gittiğimi bile bilmiyormuşum gibi.