İncelemem biraz uzun olacak şimdiden belirteyim. Kitabın adı gibi ben de incelememi iki bölüme ayırıp ilk önce ırkçılıktan daha sonra da depremden yola çıkarak sürdüreceğim. Depremi sona bırakmak istiyorum çünkü bilinçli insanlar ırkçılığın sonuçlarını vs. zaten biliyor ve bu konu üzerinde duruyor ancak deprem bilinçli insanlar tarafından bile pek dikkate alınan bir konu değil ne yazık ki.
Şimdi, kitap aslında 24 Ekim 2011'de yaşanan Van depreminden yola çıkılarak yazılmış ama kitabın çoğu ırkçılık üzerine yazılmış diyebilirim, deprem biraz daha geri planda kalmış. Bildiğiniz üzere 2011'de Van 7,2 lik depremle sarsıldı. Bu deprem dünyanın herhangi bir yerinde olabilecek cinstendi. Batı'da da olabilirdi, başka bir ülkede de. Ne yazık ki deprem sonrası gelen tepkiler son derece ırkçı bir şekilde, hatta insanlık dışı bir şekildeydi. Ne yalan söyleyeyim ben pek hatırlamıyorum bu depremi, yaşım dolayısıyla o zamanlarda haber izlemediğim için belki de. Ancak okuduklarıma ve araştırdıklarıma bakılırsa çok acı bir gerçekle yüz yüze gelmişiz. Şimdi size Van depremine gelen birkaç tepkiyi göstereceğim:
– beş kuruş yardım yaparsam ellerim kırılsın.
– adamın içinden iyi olmuş demek geçiyor..
– allahım sen çok büyüksün bu daha uyarı.
– allah işte böyle vurur rabbim sana şükürler olsun.
– ohhh, serinledim biraz.
– kullandıkları kaçak elektriğin ve devlete sıktıkları kurşunların hesabını verin!
– allaha şükür allahın sopası yok orda yaşıyan herkes ölmeyi zaten hakediyo.
– ayyy çok sevindim bak inşallah biraz vatan hainlerini temizler.
Bu cümleleri okumak bile vicdanı olan bir insan için son derece rahatsız edici. Halkın bu acımasızca söylemleri yetmezmiş gibi medyada yazılan onlarca yazı (ünlüler dahil olmak üzere) gerçekten inanılır gibi değil.
Yazar da buradan başlamış