Haçlı seferlerinin esas gayesinin Kudüs’ü almak olmadığını,aslında bir din misyonerliği de olmadığını ortaya koyan bu çalışma Haçlı-Selçuklu ilişkisini temele alarak ayrı bir sefer olarak görülmeyen ancak Haçlıların hezimetiyle sonuçlanan 1101 Haçlı Seferi’ni de kaynaklardan bulup çıkarmış.
Muhteviyatında çok isim; çok kral,imparator,dük,kont,sultan,vali,yer ve yıl taşıdığından temel tarih bilgimiz için anlatılan Haçlı Seferleri’ni lisede neden anlamadığımızı şimdi anlıyorum. Aslında o kadar girift ilişkiler var ki hayli şaşırtan cinsten. Bu bir Hristiyan birliği gibi gözükse de stratejik bir zekanın ürünü.(Papa 2.Urbanus) Mesele Anadolu’daki Türk birliğini ve varlığını yok etmek. Yazar pek çok kaynak taraması ile hatta öncelikle birinci kaynaklardan yararlanarak bu kitabı yazmış. Özellikle İslam tarihçilerinin Selçuklu -Haçlı ilişkilerine mesafeli durduklarını söylemiş. Bunda 2.Kılıçarslan’la arası pek de iyi olmayan Selahaddin Eyyübî etkisi olabilir mi?
Kitapta beni en etkileyen kısımları özetleyecek olursam:
~1.Kılıçarslan’ın yenilgiyi kabul etmeyip resmen atını ölüme sürmesi ve boğulması.
~Doğu Roma’nın(Bizans) Haçlılara karşı kilit konumda olması (aslında bu seferlere gönüllü olmayışları)
~Kazanılan zaferlerin genelde ağustos aylarına denk gelmesi
~Anadolu’da yaşamanın her zaman bir bedel gerektirdiği
~Entrikaların ve bölünmenin düşmana yaramasının değişmezliği
~Haçlı askerleri sayesinde Türklerin devamlı savaş tatbikatı yapmış olması.( Bizi iyi savaşçı yapan düşmanlarımız sağ olsun.)
Bu kitabı okurken Konya’da bulunan Darülmülk Sergi Sarayı’nı bir daha ziyaret edip hayran olduğum 2.Kılıçarslan dedemi tekrar göresim geldi. DNA ve anatomi analizi ile %98 oranda benzer balmumu heykelleri olan 12 Anadolu Selçuklu sultanını görebilirsiniz.Ayrıca kitapta bahsi geçen