Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, edebiyatımızda hastalığı sadece bir konu olarak değil, bir "bakış açısı" olarak ele alan nadir eserlerdendir. Roman, insanın en savunmasız anında, yani acı çekerken, hayata nasıl tutunduğunu veya hayatın dışına nasıl itildiğini sorgular. Peyami Safa, bu eseriyle fiziksel bir sakatlığın, ruhsal bir derinliğe nasıl evrilebileceğini kanıtlayarak, Türk romanına "bireyin iç dünyası" konusunda yeni bir ufuk açmıştır. Bu eser, sadece bir hastalık günlüğü değil, insanın kendi içsel karanlığında kendi ışığını arama çabasıdır. Sonuç itibariyle eserde kahramanın ameliyat olma sürecini ve iyileşme umudunu anlatırken, aslında bir insanın kendi iç dünyasında nasıl bir "hastane" inşa ettiğini gösterir.
Dokuzuncu Hariciye KoğuşuPeyami Safa