Yarın göğüs göğse çarpışacak bu iki asker, hiç şüphesiz dünya Türklüğünün ve Müslümanlığın kaderini çizeceklerdi; ama gelin görün ki ikisi de yine Türk ve yine Müslüman'dı.
Ihtiyar Sultan Bayezidt, otuz yıldır hükmettiği devletin elinden gittiğine üzülen bir hükümdar olarak değil de oğlundan böyle bir muamele görme bahtsızlığını yaşayan bir baba olarak çok ama çok içerlemiş olmalıydı. Yalnızca "Oğul, beni zebun ettin, inşallah şîr-pençeler elinde can veresin!" diye mırıldanmış, sonra da boynunu bük müştü çünkü. Sultan olanın dostu olmuyordu. (Yavuz Sultan Selim 8 yıl sonra şîr-pençe yüzünden hayatını kaybetti.)
İkizim Hasan, Şah'ın en yakınlarından biriydi; ona canını emanet ediyordu. Beri yanda Şehzade de bana güvenerek rahat uyuyordu. Biz Hüseyin ve Hasan... İki kardeş... Kader defterinde iki düşman... Tıpkı Sultan ile Şah gibi...