İçi karmakarışıktı. Ya anasını öldürmüşlerse…İçinde bir sevinç… Sonra da daha sevinç dalgalanıp dururken, içinde bir acı, dehşet bir ağrı yüreğinde… Bir acı bir sevinç dalgasına düşüyor.
Ahmet Bey hiçbir şey yapmak istemiyordu. Sadece seviyordu. Yaşamak istiyordu. Sevilememiş insanın bütün hırsıyla sevilmek için, en sevilemeyeceği yerden, çabalayıp duruyordu.
Bugünlerde aşk üzerine kitaplar okudum. Bir tanesinde diyor ki: “Aşkın ilk tezahürü, hayranlıktır.” Ben bu hayranlığı duymak için otuz beş sene bekledim. Senin aşık olman için bir dakikaya ihtiyacın olduğunu sonradan öğrendim. Ben bu güzel dakikayı doğuramadım. Hayran olmayı doğuramadım.